23 Aralık 2025

Gazze’de sağlık sistemi diz çökmüş durumda

Kemal Advan Hastanesi'nin bebek yoğun bakım ünitesi.
Siyonist işgalci İsrail devletinin Filistin halkına karşı, ABD ve Avrupa emperyalizminin silah, lojistik ve siyasi desteğiyle giriştiği soykırım yalnızca doğrudan katliamlarla sınırlı değil. Soykırım süreci kitlesel katliamların yanı sıra, halkın aç bırakılması, sağlık tesislerinin yok edilmesi ve fiziki altyapının yerle bir edilmesiyle birlikte yürütülüyor. Bu kapsamda İsrail ordusu, soykırımı başlattığı ilk günlerden itibaren, Gazze’deki sağlık sistemini ve altyapısını bilinçli bir biçimde hedef aldı. 

The Economist dergisinin bu haftaki sayısında, Gazze’nin sağlık sistemi ve altyapısında oluşan tahribatın boyutlarını özetleyen, “Just 74 intensive-care beds remain in Gaza” [Gazze’de sadece 74 adet yoğun bakım yatağı kaldı] başlıklı bir yazı yayımlandı. Yazıyı okumadan önce tablonun korkunç olduğunu elbette biliyordum. Ancak ayrıntıları öğrenince, durumun vahametini çok daha çarpıcı biçimde kavramak mümkün oluyor.

Gazze’deki 35 hastane ve klinikten altısı tamamen yerle bir edilmiş durumda. On bir tesis artık hiçbir şekilde hizmet veremiyor. Geriye kalan 18 sağlık kuruluşu ise ancak kısmen kullanılabiliyor. Üstelik bunların bir bölümü, İsrail’in kontrol ettiği bölgelerde yer aldığı için Gazze’de yaşayanların büyük çoğunluğu açısından bu sağlık kuruluşlarına erişim fiilen mümkün değil.

Kısmen faal olan 18 hastane ve klinik de son derece kötü bir durumda. Bunların on altısında enfekte tıbbi atıklar güvenli biçimde bertaraf edilemiyor. On beşinde düzenli elektrik yok. On üçünde düzgün tuvalet ve lavabo bulunmuyor; on birinde ise temiz ve güvenilir suya erişim sağlanamıyor. The Economist’teki yazının başlığında vurgulandığı gibi tüm Gazze’de bugün yalnızca 74 yoğun bakım yatağı ve 215 acil servis yatağı kalmış durumda.

Tıbbi malzeme sıkıntısı ise korkunç boyutlarda. Yakıttan ilaçlara, serum torbalarından iğne ve gazlı beze kadar pek çok temel tıbbi sarf malzemesi ya son derece sınırlı sayıda ya da tamamen tükenmiş durumda. Gazze’nin kuzeyinde tek bir MR cihazı dahi yok. Çalışır durumda ise yalnızca bir bilgisayarlı tomografi (BT) cihazı bulunuyor. Kritik durumdaki yenidoğan bebekler, yetersizlik nedeniyle aynı kuvözleri paylaşmak zorunda kalıyor.

Güneydeki en büyük hastane olan Han Yunus’taki Nasr Hastanesi’nde, tıbbi ekipmanların sterilizasyonunda kullanılan ana otoklavın camı savaş sırasında bir mermiyle kırılmış. Aradan geçen zamana rağmen bu cam hâlâ değiştirilememiş. Amputasyon, ağır yanık, omurga ve uzuv travması gibi vakalarla ilgilenen cerrahların, tüm Gazze genelinde yalnızca beş set deri grefti ameliyat aleti var. Oysa normal koşullarda her hastanede bu aletlerin en az dört set halinde bulunması gerekiyor.

Sorun sadece yıkımla sınırlı değil; Gazze’ye yönelik kuşatmanın, malzeme engellerinin ve keyfi “çift kullanım” yasaklarının sürdürülmesi, sağlık hizmetlerinin canlandırılmasını sürekli sabote ediyor. Siyonist devlet, “çift kullanımlı” saydığı birçok tıbbi malzemenin Gazze’ye girişini hâlâ engelliyor. Bu kapsamda cerrahi aletler, röntgen ekipmanları ve ilaçların saklanmasında kullanılan güneş enerjili buzdolapları da yer alıyor. Ayrıca “çift kullanımlı” sayılan ürünlerin listesi net değil ve son derece keyfi bir biçimde uygulanıyor. Bu, İsrail'in sıklıkla başvurduğu taktiklerden biri. Gazze’ye yardım ulaştıran kuruluşların çalışanları, bu engellemeler kapsamında stetoskoplara ve ameliyat gözlüklerine dahi el konulduğunu aktarıyor.

Nasr Hastanesi’nde hasar tespiti yapan bir görevli
Savaş sırasında en az 1.722 sağlık çalışanı hayatını kaybetti. Bu sayı, sağlık işgücünün yaklaşık yüzde onuna denk geliyor. Tutuklanan yaklaşık 80 sağlık emekçisinin ise hâlâ İsrail hapishanelerinde olduğu düşünülüyor. Pek çok sağlık çalışanı Gazze’yi terk etmek zorunda kaldı. Geriye kalanlar ise bombardımanlara, gıda ve su yokluğuna maruz kaldıkları koşullar altında, insanüstü bir tempoyla çalışmayı sürdürüyor.

Uygulanan kasıtlı abluka ile Gazze dışına çıkıp tedavi olmak da neredeyse imkânsız hale gelmiş durumda. Ekim 2023’ten önce her gün 50 ila 100 hasta, başta Doğu Kudüs olmak üzere Gazze dışındaki merkezlere tedavi için gönderilebiliyordu. O tarihten bu yana tahliye edilen hasta sayısı 10.600; bu da günde ortalama yalnızca 13 kişiye karşılık geliyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, aralarında 4.000 çocuğun da bulunduğu 18.500’den fazla hasta hâlâ tahliye sırası bekliyor. Temmuz 2024 ile Ekim 2025 arasında, tahliye edilemediği için 930’dan fazla kişi hayatını kaybetti.

The Economist’te yer alan ve Gazze’deki sağlık sisteminin yaşadığı yıkımı özetleyen verilerin ortaya koyduğu tablo işte bu derece karanlık ve ürkütücü.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder