Sovyetler Birliği’nde Stalinizm ve alkolizm (6)
Alkol sorunu gerçekte ne kadar büyüktü?
Bu dizinin ilk bölümünde, Çernyayev’in günlüğünden hareketle, Gorbaçov’un 4 Nisan 1985’te yapılan Politbüro toplantısında alkol sorununu nasıl tarif ettiğini aktarmıştık. Gorbaçov’a göre alkol tüketimi yalnızca büyük bir toplumsal ve ekonomik sorun değildi; artık aynı zamanda “halkın biyolojik durumunu” ve “genetik geleceğini” tehdit eden bir tehlikeye de dönüşmüştü. Bu sorun çözülmeden komünizm söz konusu bile olamazdı. [*]
| “Öbür dünyaya geçiş”, 1988. Alkolizmi ölüme açılan bir yol olarak tasvir eden Sovyet alkol karşıtı propaganda posteri. |
Gorbaçov anılarında, parti ve devlet kurumları üzerinde güçlü bir toplumsal baskı oluştuğunu; bu kurumlara, çoğunlukla eşlerin ve annelerin kaleme aldığı çok sayıda mektup “yağdığını” yazar. Bu mektuplarda sarhoşluğun yol açtığı aile trajedilerinden, iş kazalarından ve işlenen suçlardan korkutucu örnekler veriliyordu. Öte yandan, Gorbaçov’a göre yazarlar ve doktorlar da bu konudaki şikâyetlerini en sert ifadelerle dile getiriyordu. [**] Ligaçov da anılarında, daha dramatik ve retorik bir dille, benzer bir tablo çizer. Ona göre 1980’lerin başında Merkez Komitesi’ne, hükümete, gazete ve dergi yazı kurullarına gelen mektupların sayısı belirgin bir biçimde artmıştı. Bunların çoğu, sarhoşluğun oğullarının ve kocalarının hayatını aldığını, çocuklarını sakat bıraktığını söyleyen, acı içindeki kadınlardan geliyordu. Ligaçov, “kadınların ve çocukların döktüğü gözyaşlarının, erkeklerin içtiği votka kadar çok olduğu” yolundaki sözün yerinde olduğunu belirtir ve bunu gerçek bir yardım çığlığı olarak niteler. Bilim insanlarının da alarm zillerini çaldığını ve ulusun genetik varlığının yozlaşması tehlikesinden söz ettiğini ekler. [***]
| 1985 alkol karşıtı kampanya sırasında, resmî denetim altında düzenlenen sembolik bir eylem: Bir kadın gösterici Russkaya votkası maketini ateşe veriyor. |
1968-1984 dönemi, ortalama yaşam süresi ve halk sağlığı bakımından da bir duraklama, hatta bazı açılardan gerileme dönemiydi. Bu duraklama yılları boyunca yetişkin erkeklerde ölüm oranı yavaş ama sürekli biçimde yükselmiş; yetişkin kadınlarda ise ya artmış ya da yerinde saymıştı. Aynı dönem, alkol tüketimindeki hız kesmeyen artışla da karakterize oluyordu. Rejimin buna verdiği yanıtlardan biri ise sorunun boyutunu açıkça tartışmak değil, alkol tüketimine ve alkole bağlı ölümlere ilişkin istatistikleri gizlilik kapsamına almak olmuştu.
Sovyetler Birliği’nde alkol tüketimi ve alkole bağlı ölümlere ilişkin istatistiklerin gizlenmesi, yalnızca kamuoyunun sorunun gerçek boyutlarını öğrenmesini engellemekle kalmadı; bu alandaki bilimsel araştırmaları da sakatladı. Nemtsov’un ifadesiyle, alkol durumuna ilişkin bu uzun gizlilik dönemi ve alkole bağlı sorunlar üzerine epidemiyolojik çalışmaların bütünüyle yasaklanması, ülkedeki “alkoloji”yi, yani alkol tüketimi ve sonuçlarını inceleyen araştırma alanını fiilen ortadan kaldırdı. [*****] Bu koşullar altında çeşitli araştırmacılar ve bilim insanları, Sovyetler Birliği’nde alkol üretimi, alkol tüketimi ve yoğun içki kullanımının yol açtığı sorunları saptamaya çalışan bağımsız ya da yarı bağımsız çalışmalar yürüttüler. [******]
Bu bağımsız/yarı-bağımsız çalışmalardan çıkarılması gereken en önemli sonuçlardan biri, sorunun büyüklüğünü tek bir ölçütle anlamaya ve anlatmaya çalışmanın yanıltıcı olacağıdır. Soruna en az dört farklı düzeyde bakmak gerekiyor: gerçek, yani resmî ve kaçak alkol tüketimi; kayıtlı ve kayıtsız alkol bağımlılarının sayısı; alkolün yol açtığı toplumsal-ekonomik tahribat; sağlık ve demografi üzerindeki sonuçları. Bu nedenle sorunun büyüklüğünü yalnızca tüketim hacmiyle ölçmek yanıltıcı olur. Örneğin, Sovyetler Birliği’nin Slav çekirdek bölgelerinde içki rejimi büyük ölçüde votka ağırlıklıydı; kısa sürede yüksek doz alımına dayanan “binge” tipi içme, kazaları, şiddeti ve ani ölümleri daha olası hâle getiriyordu. Alkollü içkilerin kalitesi de göz önünde bulundurulması gereken bir başka etkendi.
Bu çalışmaların ortaya koyduğu tablo çarpıcıdır. Artık 1960 ile 1979 yılları arasında Sovyetler Birliği’ndeki resmî alkol satışlarının neredeyse dört katına çıktığını biliyoruz. [*******] 1984 yılına gelindiğinde, yalnızca devlet kanalıyla satılan kayıtlı saf alkol miktarı kişi başına yıllık 10,5 litreye ulaşmıştı. (Yeri gelmişken, Sovyetler Birliği tarihini çalışan birçok yazarın da çoğu zaman bu resmî rakamı aktarmakla yetindiğini belirtelim.) Oysa bu rakam, halkın evlerde kaçak olarak ürettiği ve samogon olarak adlandırılan içkileri kapsamıyordu. Duke Üniversitesi’nden iktisatçı Vladimir Treml’in öncülük ettiği ve daha sonra Sovyet istatistikçiler tarafından da doğrulanan hesaplamalara göre, samogon üretimi kayıtlı satışlara en az yüzde 30’luk bir kayıt dışı hacim ekliyordu. 1984 yılında Sovyetler Birliği’ndeki gerçek toplam tüketim kişi başına yıllık 14,2 litre saf alkole ulaşmıştı. Rusya Federasyonu’nda (RSFSR) ve Baltık cumhuriyetlerinde ise bu oran birlik ortalamasının da çok üzerindeydi.
Bu demografik krizin en ağır faturası çalışma çağındaki erkek nüfusa kesildi. Sovyet erkeklerinin doğumda beklenen yaşam süresi 1965 yılında 64,3 yıl iken, 1980’lerin başında yaklaşık 62 yıla kadar geriledi. Buna karşılık kadınların yaşam süresi 73-74 yıl düzeyinde sabit kaldı; böylelikle kadın-erkek yaşam süresi arasındaki uçurum 11,5 yıla kadar genişledi. Bu cinsiyetler arası asimetri, o dönemde gelişmiş dünyada kaydedilen en yüksek farklardan biriydi. Christopher Davis ve Murray Feshbach’ın öncülük ettiği araştırmalar, 1970 ile 1975 yılları arasında 40’lı yaşlarındaki Sovyet vatandaşlarının ölüm oranlarının yüzde 30, 50’li yaşlarındakilerin ise yüzde 20 oranında arttığını ortaya koyuyordu. [********] Alkolizm, bu artışta koroner kalp hastalıkları, felç, akut dolaşım sistemi yetmezlikleri, kazalar, zehirlenmeler ve şiddet olayları üzerinden etkili olan başlıca faktörlerden biriydi.
| Kaynak: “Notes on ‘Some Causes of Rising Mortality in the USSR’”, CIA, erişim tarihi 25 Mayıs 2026. |
[*] Anatoly S. Chernyaev, Diary of Anatoly Chernyaev (1985), çev. Anna Melyakova, ed. Svetlana Savranskaya, s. 39.
[**] Mikhail Gorbachev, Memoirs, New York: Doubleday, 1996, s. 221.
[***] Yegor Ligachev, Inside Gorbachev’s Kremlin: The Memoirs of Yegor Ligachev, çev. Catherine A. Fitzpatrick, Michele A. Berdy, Dobrochna Dyrcz-Freeman ve Marian Schwartz, New York: Routledge, 1993, s. 335-336.
[****] “The Gorbachev Anti-Alcohol Campaign and Russia’s Mortality Crisis”, PMC / NIH, erişim tarihi 25 Mayıs 2026.
[*****] Aleksandr Nemtsov, A Contemporary History of Alcohol in Russia, çev. Howard M. Goldfinger ve Andrew Stickley, Södertörns högskola, 2011, s. 49.
[******] Bu alanda bağımsız çalışmalarıyla öne çıkan isimler arasında Vladimir Treml, Aleksandr Nemtsov, Boris Segal ve A. Krasikov’u, yani gerçek adıyla Mihail Baitalskiy’i sayabiliriz. Elbette CIA’in bu alandaki çalışmaları bağımsız akademik araştırmalarla aynı düzlemde değerlendirilemez; ancak CIA uzmanlarının da Sovyet resmî istatistiklerinin güvenilmez ya da eksik kaldığı alanlarda alternatif tahminler üretmeye çalıştığını ve bu amaçla benzer araştırmalar yaptığını belirtmek gerekir.
[*******] “The Anti-Alcohol Campaign and Variations in Russian Mortality”, NCBI / NIH, erişim tarihi 25 Mayıs 2026.
[********] Health Crisis in the USSR1 | International Journal of Epidemiology - Oxford Academic, erişim tarihi 25 Mayıs 2026.
Devam edecek