Stalin: “Biz Türkleri Asya’ya kovacağız”
Bu konuyu daha
önce birkaç kez ele aldım.
Blogu izleyenler
hatırlayacaktır: Stalin yönetiminin Türkiye’den toprak ve boğazlarda üs talep
etmesinin bir “Soğuk Savaş masalı” olduğunu ileri süren Stalinistlerin
karşısına, farklı kaynaklardan gelen tanıklıkları ve belgeleri çıkarmaya
çalıştım. İlgili yazıların listesini aşağıda bulabilirsiniz.
Üstelik bu
kayıtta yalnızca boğazlarda üs meselesi yok. Bulgaristan’ın Türkiye ve
Yunanistan’a yönelik toprak iddialarının desteklenmesi, Türkiye’nin nüfus
bileşimi üzerine yapılan hesaplar ve Türklerin Asya’ya kovulmasından söz eden
ifadeler de var.
Sözü fazla
uzatmadan kaynağa geçelim.
Dimitrov’un
kaydettiği görüşme
Bill Bland
hakkındaki mini yazı dizisinin üçüncü bölümünde Dimitrov’un günlüğünden kısaca söz etmiştim. İlk
kez 1997’de Bulgarca yayımlanan günlük, 2003’te Ivo Banac’ın yayına hazırladığı
kısaltılmış İngilizce baskıyla okura sunuldu. Rüstem Aziz’in yaptığı Türkçe
çeviri ise TÜSTAV tarafından 2004-2005 yıllarında üç cilt olarak yayımlandı.[1]
Günlük,
Dimitrov’un Stalin’le görüşmelerini, ondan aldığı talimatları ve Komintern’in
siyasi çizgisinin nasıl şekillendiğini izlememizi sağlayan önemli bir kaynak.
Burada yıllar sonra hatırlanan olayların anlatımını değil, olaylar sırasında
tutulmuş kayıtları okuyoruz.
Dimitrov, 25
Kasım 1940 tarihli kaydına şöyle başlıyor:
Komintern’e henüz dönmüştüm ki Stalin’in yanına çağrıldım. Molotov’u (ve
Dekanozov’u) orada buldum.[2]
Görüşmenin önemli
bir bölümünü, Sovyetler Birliği’nin Bulgaristan’a önerdiği yardımlaşma
anlaşması oluşturuyor. Stalin, Karadeniz ve Boğazlar yönünden her iki ülkenin
güvenliğinin tehdit altında bulunduğunu söylüyor; Bulgaristan’a ekonomik ve
askerî yardım yapmaya hazır olduklarını anlatıyor.
Ardından sözü Türkiye’ye
getiriyor:
Türkiye’ye gelince, üs isteyeceğiz ki, Boğazlar bize karşı kullanılmasın.[3]
Bu kadar açık.
Dimitrov’un
kaydına göre Stalin, Molotov’un da bulunduğu bir görüşmede, Türkiye’den
boğazlarda üs isteyeceklerini söylüyor.
Diplomatik
belgenin yanına eklenen tanıklık
Daha önce
yayımladığım “1945’in
öncesine uzanan bir talep: Boğazlarda üs” başlıklı yazıda, bu hedefin savaş
sonrasında ortaya çıkmadığına işaret etmiştim.
O yazıda ele
aldığım belgelerden biri, Almanya’nın Moskova Büyükelçisi Schulenburg’un 26
Kasım 1940 tarihli telgrafıydı. Telgraf, Molotov’un kendisine ilettiği Sovyet
koşullarını kayda geçiriyordu. Bu koşullar arasında, boğazların yakınında
Sovyet kara ve deniz kuvvetleri için uzun süreli kiralama yoluyla üs kurulması
da bulunuyordu.
![]() |
| Stalin ve Dimitrov |
Birinde Sovyet
hükümetinin Almanya’ya sunduğu koşullar, diğerinde ise Stalin’in aynı hedefi
dile getirdiği görüşmenin kaydı var. İki kaynak birbirini tamamlıyor.
Dolayısıyla
boğazlarda üs edinme hedefini yalnızca Türkiye’nin savaş sırasındaki tutumuna
veya 1945’te dostluk antlaşmasının yenilenmesi etrafında yürütülen görüşmelere
bağlamak mümkün değil. Stalin bu hedefi Kasım 1940’ta yakın çevresinde açıkça
dile getiriyordu.
Bulgaristan’ın
toprak iddialarına destek
Görüşmede dikkat
çeken bir başka unsur, benim bu konuyla ilgili önceki yazılarda ele aldığım
kaynaklarda karşılaşmadığım bir açıklama.
Stalin,
Bulgaristan’ın toprak iddialarını desteklediklerini söylüyor:
Bulgaristan’ın Midye-Enez hattı üzerindeki (Edir[ne] vilayeti, Ba[tı]
Trakya, Dedeağaç, Drama ve Kavala) topr[ak] iddialarını destekliyoruz.[2]
Burada hem
Türkiye’ye hem de Yunanistan’a ait topraklar söz konusu. Midye–Enez hattına
kadar uzanan Edirne vilayeti Türkiye’yi; Batı Trakya, Dedeağaç, Drama ve Kavala
ise Yunanistan’ı ilgilendiriyor.
Üstelik Stalin,
toprak iddialarını desteklediklerini belirtmekle yetinmiyor. Sovyet–Bulgar
anlaşmasının yaratacağı güç ilişkisini de açıklıyor:
Böyle bir anlaşma imzalanırsa, Türkiye Bulgaristan’a karşı savaşmayı göze
alamayacak ve Balkanlar’daki durum tamamen başka olacaktır.[3]
Bu iki açıklamayı
birlikte okumak gerekiyor. Bir yandan Bulgaristan’ın komşularına yönelik toprak
iddiaları destekleniyor; diğer yandan bu iddialar karşısında Türkiye’nin askerî
müdahalesinin Sovyetler Birliği’yle yapılacak anlaşmayla önlenebileceği hesaplanıyor.
Dolayısıyla
görüşmenin konusu, yalnızca mevcut sınırlar içinde güvenliğin nasıl sağlanacağı
değil. Bölgedeki sınırların değiştirilmesi ve buna karşı çıkabilecek
devletlerin nasıl etkisizleştirileceği de konuşuluyor.
“Nedir şu
Türkiye?”
Stalin’in
Türkiye’ye ilişkin sözleri, üs açıklamasıyla bitmiyor. Dimitrov’un kaydında
hemen ardından şu ifadeler geliyor:
Biz Türkleri Asya’ya kovacağız. Nedir şu Türkiye? Orada iki milyon Gürcü, 1
milyon Ermeni, 1 milyon Kürt vb. var. Türkler sadece 6-7 milyon.[3]
Bu pasajdaki
nüfus rakamlarını Türkiye’nin demografik yapısına ilişkin güvenilir veriler
olarak almamak gerektiği açık. Burada önemli olan, Stalin’in bu rakamlarla ne
yapmaya çalıştığı.
Türkiye’de
yaşayan farklı halkları sıralıyor, Türklerin sayısını küçümsüyor ve bütün
bunları “Türkleri Asya’ya kovacağız” sözüyle birleştiriyor. Başka bir ülkenin
nüfusu ve toprakları, üzerinde büyük devletlerin tasarrufta bulunabileceği
unsurlar gibi ele alınıyor.
Bu kısa kayıttan
ayrıntıları belirlenmiş bir sınır değişikliği veya askerî harekât planı
çıkaramayız. Ancak Stalin’in Türkiye’nin mevcut sınırlarına ve egemenliğine
nasıl baktığını anlamak için böyle bir plana ihtiyacımız da yok.
Dahası, 1945’te
Türkiye’den toprak talep edildiğini gösteren kaynaklar bu sözlerle birlikte
okunduğunda, ortaya çıkan tablo daha da açık hâle geliyor. Bu kayıt, tek başına
Kars ve Ardahan’ın talep edildiğini kanıtlamaz elbette; fakat o taleplerin
arkasındaki siyasi zihniyeti anlamamızı sağlar. Türkiye hakkında böyle konuşan,
gücü elinde toplamış ve dediğim dedik bir diktatörün birkaç yıl sonra Türkiye’den
toprak ve üs istemesi hiç de şaşırtıcı görünmüyor.
İnkârın
karşısındaki kaynaklar
Molotov’un
söyleşileri, Hruşçov’un anıları, resmî Sovyet tarihinin taleplerden
vazgeçildiğini kabul eden anlatısı ve dönemin diplomatik belgeleri farklı
nitelikte kaynaklar. Bunların her birini kendi bağlamı içinde değerlendirmek
gerekiyor. Ancak bu farklı kaynakların aynı hedefleri ve girişimleri
doğrulaması kesinlikle görmezden gelinemez.
Şimdi bunların
yanına, Stalinist bürokrasinin en tepesinde yapılan bir iç değerlendirmede
dile getirilen ve Dimitrov’un günlüğüne kaydettiği “üs isteyeceğiz” sözü de
ekleniyor. Üstelik aynı kayıtta Bulgaristan’ın Türkiye’ye yönelik toprak iddialarının
desteklenmesi ve “Türkleri Asya’ya kovacağız” ifadesi de yer alıyor. Taleplerin
varlığını inkâr edenlerin, diğer kaynaklarla birlikte bu kaydı da açıklaması
gerekiyor.
[1] Georgi
Dimitrov, Günlük, çev. Rüstem Aziz, TÜSTAV, İstanbul; c. 1: 9 Mart
1933-31 Ağustos 1939, 2004; c. 2: 1 Eylül 1939-5 Mayıs 1945, 2004;
c. 3: 6 Mayıs 1945-6 Şubat 1949, 2005. İngilizce kısaltılmış baskı: The
Diary of Georgi Dimitrov, 1933-1949, giriş ve yayına hazırlama: Ivo Banac,
Yale University Press, New Haven ve Londra, 2003.
[2] Georgi
Dimitrov, Günlük, c. 2: 1 Eylül 1939–5 Mayıs 1945, çev. Rüstem
Aziz, TÜSTAV, İstanbul, 2004, 25 Kasım 1940 tarihli kayıt, s. 36.
[3] A.g.e., s.
37.
Konuyla ilgili
önceki yazılar:















