Anatoliy Çernyayev'in 1974 günlüğünden (1)
Kremlin’in vekil kitle örgütleri ve bürokratik yozlaşma
Üst düzey Sovyet aparatçiklerinden Anatoliy Çernyayev, 1974 tarihli günlüğünde, kendi ifadesiyle, “Bulgarların (İvan Ganev), Çeklerin (Vladimir Iancu), Polonyalıların (Boguş Suyka) ve Almanların (Bruno Mahlow) katıldığı” ve iki gün süren “gizli bir komünist zirvede” ele alınan konuları sıralarken şu notu düşer:
Barış Konseyi’ni, Dünya Sendikalar Federasyonu’nu ve diğerlerini finanse ediyoruz; çünkü her yıl neredeyse ilk belirledikleri bütçe kadar açık veriyorlar. Barışın bu profesyonel savaşçıları parayı metreslerine, çeşitli "etkinliklere", seyahatlere ve gösterişli bir yaşam sürmek için saçıp savuruyorlar. (s. 49)
Bu iki cümleden şu sonuçları çıkarmak mümkün:
- O yıllarda ısrarla bağımsız örgütler olduklarını ileri süren Dünya Barış Konseyi’ni, Dünya Sendikalar Federasyonu’nu ve bazı diğer uluslararası örgütleri aslında Sovyetler Birliği örtük biçimde finanse etmektedir.
- Bu örgütlerin yöneticileri bütçe disiplinine önem vermemekte, her yıl neredeyse bütçeleri kadar açık vermektedir.
- Bu örgütlerin, özellikle de Barış Konseyi’nin önde gelen üyeleri ciddi bir yozlaşma içindedir ve örgütlerine sağlanan finansmanı kişisel zevkleri ve lüks yaşamları için har vurup harman savurmaktadır.
Oysa Kremlin’in kapalı kapılar ardında finanse edip yönlendirdiği vekil uluslararası kitle örgütlerinde yaşanmış olan yozlaşmayı kavrayabilmek için Lev Trotskiy’in Sovyet bürokrasisine ilişkin tahliline -bürokratik kastın toplumsal kökenlerine, sahip olduğu maddi ayrıcalıklara ve dış politikayı biçimlendirmedeki rolüne dair değerlendirmelerine- başvurmamız gerekir.
Kremlin’in vekil kitle örgütleri -Dünya Sendikalar Federasyonu, barış konseyleri, kültürel dernekler- uluslararası bürokratik ağın organik birer parçasıydı. Devlet kaynaklarından aktarılan fonlar, konferanslar, seyahatler, ağırlamalar ve uluslararası temaslar ise ikili bir işlev görüyordu: hem emperyalist ülkeler karşısında Kremlin’in uluslararası meşruiyetini artırmak hem de bu örgütlerin vitrininde ve yönetiminde yer alan, Kremlin'in dış politika çizgisine doğrudan ve dolaylı destek veren uluslararası figürleri ödüllendirmek.
Kremlin’in Stalinist karşıdevrimle birlikte dış politikasında ortaya çıkan keskin yön değişimi -“dünya devrimi” perspektifinden uluslararası statükoyla, yani emperyalist dünya sistemiyle uzlaşmaya doğru kayışı- bu örgütlerin devrimci enternasyonalizmin araçları olarak değil, bürokratik kastın dış politika çıkarları doğrultusunda nüfuz ve meşruiyet üretme araçları olarak finanse edilmeleriyle el ele gitti.
Kuşkusuz Sovyet devleti, emperyalist devletlerin egemen olduğu bir dünyada diplomasi yürütmek, müttefikler kazanmak ve etki alanı oluşturmak zorundaydı. Ne var ki, bürokratik yozlaşma bu zorunluluğu işçilerin ve diğer emekçi kesimlerin üzerinde hiçbir kontrolünün bulunmadığı, gizliliğe esas alan bir ayrıcalık rejimine dönüştürdü. Yöneticiler, diplomatlar ve parti görevlileri işçi sınıfından toplumsal olarak ayrışacak biçimde ücretlendirildi, özel tüketim olanaklarına kavuşturuldu ve ödüllendirildi; vekil örgütler ise maddi olarak devlet lütfuna bağımlı hâle getirildi ve bu örgütlerin yöneticileri işte bu koşullar altında gırtlaklarına kadar yolsuzluğa battılar.
Çernyayev’in sözünü etmediği -ayrıca bir Stalinist bürokrat olarak bunun üzerinde durmaması da şaşırtıcı değildir- bir başka yıkıcı etki ise “profesyonel barış savaşçılarının” ayrıcalıklı bir yaşam sürmelerinin, gerçek emperyalist savaş karşıtı bilincin altını oyuyor olmasıdır. Bu tür bir yozlaşma, bu durumdan eninde sonunda haberdar olan işçilerin ve diğer emekçi kesimlerin saflarında mücadele şevkini zayıflatır, güvensizliği besler ve siyasal söylem ile maddi gerçeklik arasındaki bağı koparır. Bu da devrimci potansiyeli körelten bir dinamiğe dönüşür.
Son olarak, Çernyayev’in işaret ettiği olgu, 1970’lerin Sovyetler Birliği’yle sınırlı, geçmişte kalmış bir mesele değildir. Bugün hem kapitalist hem de sözde “sosyalist” ülkelerde devlet tarafından finanse edilen STK’lar, resmî sendika merkezleri ve uluslararası çatı örgütleri çoğu kez devlet politikasının taşıyıcısı ve himayeye dayalı vekâlet ağlarının unsurları olarak işlev görmeye devam etmektedir.
Kaynak: Anatoly S. Chernyaev, Diary of Anatoly Chernyaev (1974), çev.: Anna Melyakova, ed.: Svetlana Savranskaya.