Benediktov ile Söyleşi üzerine notlar
Stalin dönemi Stalinizmi ve Stalin sonrası Stalinizm (6)
BÖLÜM 1 | BÖLÜM 2 | BÖLÜM 3 | BÖLÜM 4 | BÖLÜM 5 | BÖLÜM 6
V. Litov/V. N. Dobrov’un 1989 yılında yayımlanan söyleşi için yazdığı sunumdan, Benediktov’la görüşmelerin ortaya çıkış hikâyesini öğreniyoruz:
Bana verilen görev gereği Sovyet-Hint iş birliği hakkında bir program hazırlarken kendimi tutamadım ve İvan Aleksandroviç’e başka bir konuda, beni daha çok ilgilendiren bir konuda sorular sormaya başladım. Benediktov, aparat çalışanlarına özgü ketumiyetiyle ilk başta kuru ve kısa yanıtlar vererek, böylesi boş vakit sohbetlerine vakit harcamak istemediğini belli etti. Ancak herhalde benim geçmişi anlama çabamın samimiyetini hissettiğinden daha açık ve gönüllü konuşmaya başladı ve hatta bu yakıcı konuları konuşmak üzere beni Gorkiy Caddesi’ndeki narkom’lara [*] has geniş evinde çaya bile davet etti. (V. Litov, Stalin ve Hruşçov Hakkında: Benediktov ile Söyleşi, Rusçadan çev. Candan Badem, Yazılama Yayınevi, 4. baskı, Nisan 2023, İstanbul, s. 13-14)
Söyleşilerin yapıldığı 1980-81 yıllarında Sovyetler Birliği’nde rejim için alarm çanları çalmaktadır; ülke ekonomik durgunluk, bürokratik hantallık, toplumsal bezginlik ve siyasal kemikleşme içinde derin bir krize sürüklenmektedir. Üstelik aynı dönemde Polonya’da büyük bir toplumsal çalkantı ve kriz yaşanmaktadır.
Böylesine kritik bir ortamda Stalin döneminin eski yüksek yöneticilerinden Benediktov, görüşmenin başında geçmişe olduğu kadar güncel duruma da ilişkin “yakıcı” konuları açan taraf değildir. Tersine, Litov/Dobrov’un sorularına ilk başta kuru ve kısa yanıtlar verir. Başka bir deyişle, Benediktov’un kafasındaki, 20. yüzyılın son çeyreğine uyarlanmış katı Stalinist çözüm, aktif bir siyasal mücadele programı olarak değil, dışarıdan gelen ısrarlı bir sorgulama karşısında dile getirilmiş bir geçmiş muhasebesi ve rejimi kurtarmaya dönük sınırlı bir reçete olarak ortaya çıkar.
Litov/Dobrov’un sunumunun devamında aktardığı bir başka ayrıntı, Benediktov’un bu konudaki çekingen ve pasif konumunu daha da belirginleştirir:
İvan Aleksandroviç söylediklerinin yayınlanmasına itiraz etmedi ancak bunun olanaklılığına dönük güçlü şüpheleri vardı. (s. 14)
Hepsi bundan ibarettir. Benediktov, özetle, “Yayımlatabilirseniz yayımlatın elbette; ama bu söylediklerimi yayımlamak isteyen olacağını sanmıyorum” demekle yetinmiştir. Rejimin içine sürüklendiği derin krizi gören, bu krizin nedeni saydığı uygulamalara ilişkin ağır eleştirileri olan ve kendi Stalinist ufku içinde bir çözüm önerisine de sahip bulunan eski bir yüksek Sovyet yöneticisinin tutumu budur: çekingen, edilgen ve konformist.
Bu tutumu bir an için Lev Trotskiy’in tutumuyla yan yana koymayı deneyin. Hiç kuşkusuz, bu ikisi kıyas bile kabul etmez. Aralarında dağlar değil, galaksiler kadar büyük niceliksel ve niteliksel farklar vardır. Benediktov rejimin merkezinden gelmiş, onun ayrıcalıklı dünyasında yaşamış, hâlâ hatırı sayılır maddi ayrıcalıklara sahip, rejimin büyük bir tehlikeyle yüz yüze gelmekte olduğunu görmüş bir emekli Stalinist bürokrattır ve bütün bunlara rağmen bu kriz karşısında kendi görüşlerini aktif bir mücadele programı olarak ortaya koymayı hiç düşünmemiştir.
Nitekim Litov/Dobrov yaptığı söyleşileri yayımlatamaz; 1983 yılında Benediktov ölür ve söyleşi en nihayet 1989 yılında yayımlanır. (Bkz. Benediktov ile Söyleşi üzerine notlar: Stalin dönemi Stalinizmi ve Stalin sonrası Stalinizm – Bölüm 1)
Benediktov’un ölümünü izleyen altı yıl boyunca Sovyetler Birliği’nde onun sözlerini yayımlamayı kabul edecek bir yayın organının çıkmaması, bu çözüm önerisinin rejim içinde açıkça sahiplenilebilir bir siyasal hat hâline gelme şansının olmadığını gösteren anlamlı bir işarettir. Benediktov’un Stalin döneminin uygulamalarını 1980’lere uyarlayarak geri getirmeyi öngören reçetesi, kendi zihninde yaşattığı ve belki yakın çevresiyle de paylaştığı, rejimi kurtarmaya dönük bir çıkış yolu olarak varlığını koruyordu; fakat dönemin Sovyet bürokrasisi açısından benimsenip uygulamaya konulabilecek bir program niteliği taşımıyordu.
| 1953’te Tarım Bakanlığı görevinden alınarak Hindistan Büyükelçiliğine atanan İvan A. Benediktov, güven mektubunu sunarken. |
Aktif bir siyasi mücadeleye girmeyi aklının köşesinden bile geçirmeyen Benediktov, bütün umudunu, Stalin döneminin bu yazı dizisinde ele aldığımız terk edilmiş kimi uygulamalarını yeniden devreye sokarak rejimi canlandıracak bir genel sekreterin görev başına getirilmesine bağlamaktadır:
Yetkin bir yönetim ülkenin gelişimini keskince hızlandırırken, yetkin olmayanı ise aynı ölçüde keskince onu frenler ve hatta geriye döndürür. Stalin birincisini kanıtladı, Hruşçov ikincisini. Her şey özü itibariyle bir ara rejim olan bugünkü yönetimin yerine kimin geleceğine bağlıdır. Stalin ve takımı gelirse -öyle adımlarla ilerleriz ki on-on beş yıl içinde o övülen Amerika dâhil herkes geride kalır. (s. 119-120)
Stalin, önderlik ettiği karşı-devrimle ayrıcalıklı bürokratik katmanı Bolşevizm’in elinden kurtardı; onu işçi sınıfından ve diğer emekçi halk kesimlerinin gazabından da korudu. Ama aynı zamanda, otarşik “tek ülkede sosyalizm” rejimine kısmen de olsa canlılık ve etkinlik kazandırabilmek için, bu katmanın üzerinde Demokles’in kılıcını ömrünün sonuna kadar sallandırıp durdu. Stalin’in ölümünün ardından bürokrasi kendisine rahat ve huzur vermeyen bu tehditten büyük ölçüde kurtuldu ve on yıl sonra tam güvenceye, hatta “altın çağına” kavuştu; bir yandan maddi ayrıcalıklarını genişletirken diğer yandan da bunların tadını korkusuzca ve çoğu zaman görgüsüzce çıkarmaya başladı.
Bürokratik kastın bu evrimi tarihsel maddeci bir perspektifle tahlil edildiğinde, 1980’lerde Kremlin’de bir “Stalin ve takımı”nın neden var olamayacağı açıkça görülür. Stalin sonrası Sovyet bürokrasisinin maddi çıkarları, kendi üzerinde yeniden kâbus gibi bunaltıcı bir baskı ve terör mekanizmasının kurulmasını kesin biçimde dışlıyordu.Dolayısıyla, Stalinist bürokrasinin perspektifinden bakıldığında, derin bir krize gömülmüş ve mevcut hâliyle uzun süre ayakta kalamayacağı artık ortaya çıkmış olan rejime yeniden canlılık ve etkinlik kazandırmanın yolu artık tek bir yerden, radikal “piyasa reformları”nı uygulamaya koymaktan geçiyordu.
| İvan A. Benediktov’un Moskova’daki Novodeviç Mezarlığı’nda bulunan kabri. |
[*] “Halk komiseri anlamına gelen narodny komissar sözcüklerinin kısaltmasıdır. 1946’ya değin SSCB bakanlarına halk komiseri deniyordu.” (Çevirmen Candan Badem’in açıklama notu, s. 14.)
Bitti