27 Ocak 2026

Anatoliy Çernyayev'in 1973 günlüğünden (3)

Georges Marchais’nin “demokratik meydan okuması”

Anatoliy Çernyayev, 1973 yılına ait günlüğüne düştüğü 16 Eylül tarihli notta, Fransız Komünist Partisi (PCF) Genel Sekreteri Georges Marchais’nin (1920-1997) A Democratic Challenge (Demokratik Bir Meydan Okuma) adlı kitabını okuduktan sonra dikkatini çeken temel noktaları şu şekilde özetliyor:

1. Fransa’da sosyalizm kurulduğunda, üretim araçları üzerindeki özel mülkiyetin büyük bir kısmı ortadan kaldırılmayacaktır.

2. Tarımda herhangi bir kolektifleştirme yapılmayacaktır.

3. Zanaatkârlık ve küçük esnaflık kooperatifler hâlinde örgütlenmeyecektir. Genel olarak “kapsamlı kolektivizm”e izin verilmeyecektir.

4. Ekonomi tek bir merkezden yönetilmeyecek; devlet yalnızca düzenleyici bir rol üstlenecektir.

5. Sansür olmayacaktır. “Yaratıcı özgürlük olmadan gelişemeyiz; düşünce özgürlüğü, düşüncenin serbestçe ifade edilmesi ve yayılması olmadan ilerleyemeyiz.”

6. Yönetimin “rotasyonu” ilkesinin koşulsuz kabulü; halkın seçim iradesine tabi olunması. Halk, komünistlere olan güvenini geri çekme hakkına sahiptir; bu durumda komünistler tek kelime etmeden sahneden çekilecektir.

7. Sosyalizme geçiş sürecinde tek parti yönetimi söz konusu değildir; muhalefet hakkı ve muhalefet partilerinin varlığı kabul edilecektir.

8. “Bizim felsefemizin” (yani Marksizm-Leninizm’in) resmî toplumsal ideoloji hâline gelmesi olasılığı söz konusu değildir.

9. Devletin “bizim ideolojimizle” bütünleşmesi söz konusu değildir.

10. Genel olarak, neden “demokratik sosyalizm” terimine karşı çıkalım? Komünistlerin demokratik sosyalizme karşı olduğunu söylemek iftiradır. Aksine, komünistler geçmişte halk devrimleriyle (yani tarihsel olarak burjuva demokrasisi biçiminde ortaya çıkan) kazanılmış demokrasiyi ihlal eden bir sosyalizmi tahayyül edemezler.

Georges Marchais
Çernyayev, bu özeti yaptıktan sonra şu soruları soruyor:

Soru şudur: Yukarıda sıralanan bu noktalarla; tarihsel materyalizm, bilimsel komünizm, SBKP tarihi üzerine yazılmış ders kitaplarımızın ve teorik-siyasal dergilerde yayımlanmış yüzlerce kitap ve makalenin ortak noktası nedir? Bunların SBKP Programı’yla ya da parti kongrelerimizin belgeleriyle ortak yanı nedir?

Ama eğer Fransız Komünist Partisi revizyonizmi kendi programı olarak benimsediyse, o zaman komünist hareketten geriye ne kalmaktadır? Komünist ve İşçi Partileri Uluslararası Konferansı ideolojik bir nitelik taşımayı sürdürebilir mi? Hangi ideolojik birlikten söz edilebilir?

Program bir ayrıntı değildir

Çernyayev’in duyduğu kaygının merkezinde son derece basit ama hayati bir maddi gerçek yatıyor: Mülkiyet, devlet iktidarı ve üretimin örgütlenmesine ilişkin programatik tercihler, soyut doktrin tartışmaları değildir. Burada söz konusu olan, doğrudan doğruya hangi sınıfın hüküm süreceğini belirleyen tercihlerdir.

Devlet, mülkiyet ilişkileri ve parti; sınıf egemenliğinin araçları ve ifadeleridir. Eğer bir “işçi partisi”; üretim araçlarında özel mülkiyetin devamını, piyasa mekanizmasının belirleyici rolünü, ekonomik gücün dağınık ve özel ellerde kalmasını ve burjuva hukukunun temel sütunlarını peşinen kabul ediyorsa, o toplumda kapitalist sınıf egemenliğinin maddi temeli yerli yerinde duruyor demektir.

Böyle bir durumda ortaya çıkan şey sosyalizm değil, olsa olsa kapitalizmin bazı sosyal reformlarla yumuşatılmış bir varyantıdır. Kapitalist üretim tarzının kaçınılmaz kriz anlarında, özel mülkiyetin çıkarları ve sermaye birikimi sürecinin gereklilikleri her zaman belirleyici olacak, sosyal demokratlaşmış “Komünist Partisi” karşı çıktığı politikalara sırt üstü geri düşecektir (Yakın geçmişteki Yunanistan/Syriza deneyiminin açıkça gösterdiği gibi).

Marchais’nin -daha doğrusu Fransız Komünist Partisi’nin- Çernyayev tarafından özetlenen görüşleri, bu anlamda klasik sosyal-demokrat/reformist bir hatta oturuyor: Özel mülkiyetin korunması, piyasanın koordinasyonu ve devletin ideolojik tarafsızlığı. Tarihsel deneyim, bu hattın üç somut sonucu olduğunu defalarca kanıtlamıştır (Syriza örneği, bu bağlamda sadece en taze örneklerden biridir):

Birincisi, “sosyalizm” söylemine rağmen kapitalist sınıf iktidarının korunmasıdır. Reformlar, hızlı büyüme dönemlerinde kapitalist bir ülkede geçici iyileştirmeler sağlayabilir; ancak mülkiyet ve zor aygıtı burjuvazinin elinde kaldığı sürece, nihai belirleyici her zaman sermaye olur.

İkincisi, işçi sınıfının siyasal olarak burjuva kurumlarına ve partilerine tabi kılınmasıdır. Fransa’da 1968 Mayıs’ı bunun en çarpıcı örneklerinden biridir: PCF ve CGT bu kritik momentte işçi sınıfının devrimci hamlesini ileri taşımak yerine, Fransa’da -ve aslında Avrupa ve dünya genelinde- burjuva düzeninin istikrara kavuşmasına hizmet etmiştir.

PCF'nin o tarihteki amblemi
Üçüncüsü ise devrimci ilkelerin entelektüel ve örgütsel çözülmesidir. Seçim hesapları, bürokratik uyum ve “sorumlu yönetim” söylemi; proletaryanın siyasal bağımsızlığını aşındırır, sınıf işbirliğini normalleştirir ve oportünizmi kalıcı hâle getirir. Lenin’in, devrimci bir partinin gevşek ve geniş kitle örgütlerinden niteliksel olarak farklı olması gerektiğini vurgularken işaret ettiği siyasal mantık tam olarak budur.

Belirleyici olan biçimsel benzerlikler -bir partinin adında “komünist” sözcüğünün ve ambleminde orak-çekiç sembolünün yer alması- değil, maddi içeriktir. Üretim araçlarının toplumsal mülkiyeti, burjuva devlet aygıtının parçalanması ve işçi sınıfının kendi demokratik iktidar organları aracılığıyla üretimi planlaması hedeflenmediği sürece; parlamenter, hukukçu ve piyasa dostu formüller yalnızca kapitalizmin farklı bir yönetim tarzını ifade eder. 

Çernyayev’in günlüğü, PCF özelinde bu kopuş anını üst düzey bir Kremlin bürokratının gözünden kayda geçirmiş olması bakımından tarihsel bir belge niteliğindedir.

Kaynak: Anatoly S. Chernyaev, Diary of Anatoly Chernyaev (1973), çev.: Anna Melyakova, ed.: Svetlana Savranskaya, s. 61-62.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder