18 Ocak 2026

Stalin’in tamamlanması geciken külliyatı

Nail Satlıgan
Nail Satlıgan (1950–2013), 2005 sonbaharında düzenlenen "Türkiye’de Sosyalizmin Yarım Yüzyılı" başlıklı seminer dizisindeki konuşmasında, Sovyetler Birliği’nde Hruşçov döneminde başlayan ve dünya genelinde sarsıcı etkiler yaratan "destalinizasyon" sürecinin Türkiye’de neden benzer bir boyutta yankı bulmadığını tartışır. Satlıgan, bu sürecin Sovyet siyasi ve kültürel yaşamındaki en somut sonuçlarından birinin “Stalin’in Marksizmin klasikleri arasından çıkarılması” olduğunu vurgulayarak şöyle der:

Bu [destalinizasyon] şu demek: Marx, Engels ve Lenin’le aynı statüde olmayacaktır Stalin; kitapları basılmayacaktır, yayımlanmayacaktır. Yeni baskıları olmayacak, mesela Marksizm ve Milli Mesele ya da Diyalektik ve Tarihî Materyalizm -bunlar basılmayacak. Sovyetler Birliği Komünist Partisi kısa tarihi -ki Diyalektik ve Tarihî Materyalizm o kitabın bir parçasıdır- bunlar basılmayacaktır. (s.43)

Gerçekten de Satlıgan’ın belirttiği gibi, Sovyetler Birliği ve müttefiki olan Doğu Avrupa rejimlerinde Stalin’in eserlerinin yayımı bıçak gibi kesilmiştir. Daha önce yayımlanmış eserlerin yeni baskıları rafa kaldırıldığı gibi, Stalin’in 1901-1934 dönemindeki yazılarını kronolojik olarak bir araya getiren Toplu Eserler (Soçineniya) serisinin yayımı, 1951 yılında 13. cilde ulaşıldıktan sonra ansızın durdurulmuştur.

Stalin'in Sovyetler Birliği'nde yayımlanan Toplu Eserleri (13 cilt - Ruşça)
Ancak burada şu uyarıyı yapmak gerekiyor. Satlıgan’ın konuşmasının metnini okuyanların Stalin’in kitaplarını yayımlamama kararının Hruşçov’un SBKP 20. Kongresi’nde (1956) yaptığı ünlü “Gizli Söylev”den sonra alındığı izlenimini edinmesi mümkündür. Oysa Stalin’in külliyatının ve tek tek kitaplarının basımına son verme uygulaması, 20. Kongre’den bir yıl önce, 1955 yılında fiilen başlamıştır. Sovyet yayın takvimine göre 1955'te basılması beklenen 14. cilt, matbaaya gitmek yerine süresiz olarak yayın programından -elbette, kamuoyuna herhangi bir açıklama yapılmaksızın- çıkarılmıştır.

Tabloyu tamamlamak adına şu notu da düşmekte fayda var: Brejnev dönemi ve sonrasında Stalin’in yazdıkları/söyledikleri Sovyetler Birliği’nde hiç yayımlanmamıştır ve matbaa yüzü görmemiştir demek doğru olmaz. Ancak bu yayınların sayısı çok sınırlıdır ve kimi tarihsel referans amaçlı alıntılar, kısa seçme metinler veya Stalin’in Roosevelt ve Churchill ile olan savaş dönemi yazışmaları gibi spesifik belgelerle sınırlı kalmıştır. Sovyet devleti, 13. ciltten sonra kapsamlı ve kronolojik bir külliyatı bir daha asla resmi olarak yayımlamamıştır.

Neden durduruldu?

Eğer yayımlansaydı, bu son ciltler 1934-1953 yıllarını kapsayacak, yani Stalin’in tarihte eşi görülmemiş bir devlet terörüne öncülük ettiği korkunç bir dönemi belgelendirecekti. Dolayısıyla bu belgelerin yayımlanması, Sovyet bürokrasisinin sahip olduğu ayrıcalıkların tadını her zaman gönül rahatlığıyla çıkarmasına izin vermeyen -zira sayısız Stalinist bürokrat da Stalin döneminde bizzat bu terörün hedefi olmuştur- Stalin döneminin vahşetinden arınma çabalarına zarar verebilir, yeni iktidarın meşruiyetini tartışmalı hale getirebilirdi. Dolayısıyla, Soçineniya dizisinin tamamlanmaması, tarihsel hafızayı kontrol etmeye yönelik bilinçli bir devlet politikasıydı. “Yeni” önderlik, Sovyet projesinin meşruiyetini korumak için, on yıllarca akıl almaz övgülere boğduğu bu projenin en sert uygulayıcısını bibliyografik olarak "görünmez" kılmayı tercih etti.

Hoover Enstitüsü devreye giriyor

Peki, Sovyetler Birliği’nin yarım bıraktığı bu işi kim tamamladı? 1967 yılında, Stanford Üniversitesi bünyesindeki Hoover Enstitüsü bu boşluğu akademik bir hamleyle doldurdu.

Sovyet arşivlerinin kapalı olduğu o yıllarda tarihçi Robert H. McNeal ve ekibi; Stalin’in gazete makalelerini, broşürlerini, resmi emirlerini ve konuşmalarını tek tek tarayarak bu "gayri resmi" devamı oluşturdu. Böylece McNeal editörlüğünde, Stalin’in külliyatının 14, 15 ve 16. ciltleri orijinal Rusça dilinde yayımlandı. 

Hoover Enstitüsü tarafından yayımlanan 14. cildin iç kapağı
Hoover baskısı, Sovyet edisyonuyla tamamen uyumlu olacak şekilde tasarlanmıştı:

14. Cilt: 1934-1940 yıllarını,

15. Cilt: 1941-1945 (Savaş yılları) dönemini,

16. Cilt: 1946-1953 (Ölümüne kadar olan süreç) yıllarını kapsıyordu.

Hatta bu ciltler, kütüphane raflarında Sovyet baskısıyla yan yana durduğunda "kesintisiz bir set" görüntüsü vermesi için orijinal seriyle aynı formatta (bordo bez cilt üzerine altın yaldızlı baskı) üretildi. Hoover Enstitüsü’nün bunu yapma nedeni Stalin’in yazdıklarına duyduğu hayranlık değildi hiç kuşkusuz. Stalin’in Toplu Eserleri’nin yayımlanmasına aniden son verilmiş olması Sovyetoloji çalışmaları açısından çok ciddi bir eksiklik yaratmıştı. 

Akademik bir yan ürün olarak McNeal aynı yıl Stalin’s Works: An Annotated Bibliography başlıklı bir bibliyografya da yayımladı.

Bu üç cildin yayımlanması, Sovyet yönetiminde herhangi bir karşılık bulmadı. Sovyetler Birliği bu adımı takip etmedi ve Soçineniya dizisini tamamlamaya ya da yeniden yayımlamaya yönelik hiçbir girişimde bulunmadı.

Sovyetler Birliği’nin çöküp dağılmasından sonra 1990’larda arşivlerin kısmen açılmasıyla birlikte, Stalinist tarihçi profesör Richard Kosolapov (1930-2020) editörlüğünde Stalin’in Toplu Eserleri’nin 14-18. ciltleri (ve devamı) Rusya’da da gün yüzüne çıkmaya başladı. Böylece Hoover Enstitüsü’nün bastığı ciltlerdeki açık kaynak kullanımıyla sınırlı kalmanın getirdiği eksiklikler de en nihayet giderilmiş oldu.

[*] Konuşmanın Satlıgan tarafından yazılı hale getirilmiş versiyonu Devrimci Marksizm dergisinin Kasım 2006 tarihli 2. sayısında "TKP, Mihri Belli, Hikmet Kıvılcımlı" başlığı ile yayımlandı.

[**] Robert H. McNeal, Stalin's Works: An Annotated BibliographyHoover Institution Press, California, 1967.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder