18 Nisan 2026

Sovyetler Birliği’nin Çözülüşü Üzerine Anti-Tezler

Tartışma değil, hileli bir polemik

Stalinist Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan’ın ilk baskısı Kasım 2005’te yayımlanmış olan Sovyetler Birliği’nin Çözülüşü Üzerine Anti-Tezler başlıklı bir kitabı var. Ben bu kitabın Nisan 2014 tarihli üçüncü baskısını geçen yıl okudum. [*]

Sovyetler Birliği’nin ve diğer Stalinist rejimlerin niteliği, işleyişi ve çöküşü üzerine şimdiye kadar okuduğum düzinelerce kitap, broşür ve makale içinde, yöntem ve içerik açısından açık ara en sorunlu - hatta aşağıda görüleceği gibi, düpedüz şaibeli - örneğin Okuyan’ın kitabı olduğunu hiç tereddüt etmeden söyleyebilirim.

Okuyan bu kitabı, başlığının da ima ettiği gibi, Sovyetler Birliği’nin çözülüşüne dair çeşitli tezleri - toplam 27 tezi - ele alıp bunları “çürütme” iddiasıyla kaleme almış. Ancak kitap, akıl almaz bir yöntemsel sakatlıkla - daha doğrusu sahtekârlıkla - malul. Okuyan, kitabında yer verdiği ve çürüttüğünü söylediği bu 27 tezin sahiplerini belirtmiyor; bu tezleri ileri süren yazarlardan herhangi bir alıntı yapmıyor; hiçbir kaynak gösterme zahmetine de girmiyor. Kendi ifadesiyle, söz konusu tezleri ulaştığı çeşitli metinlerden ve tanık olduğu tartışmalardan kendisi “çıkarıyor”. Yazar, kitabının ilk baskısına yazdığı önsözde büyük bir pişkinlikle şöyle diyor:

(...) kitap, alışılmışın ötesinde hiçbir “referans” göstermemektedir. Yazar, konuya ilişkin ulaşabildiği çok sayıda Türkçe ve İngilizce metinden, ayrıca Türkiye’de ve değişik ülkelerde tanık olduğu tartışmalardan “tezler” çıkarmış ve bunları tek tek ele almıştır. (s. 16)

Okuyan, tartışmaya girdiği görüşleri olduğu gibi aktarmak yerine, onları kendi kurduğu çerçeveye paşa gönlünün istediği gibi yerleştiriyor. Hangi tezin nasıl formüle edileceğine, hangi vurguların öne çıkarılacağına ve hangilerinin zayıflatılmış hâlleriyle sunulacağına bizzat kendisi karar veriyor. Yani karşı tarafın gerçek argümanlarıyla uğraşmak yerine, onların kolayca çürütülebilecek bir karikatürünü yaratıyor ve sonra bu karikatürü kibir dolu bir özgüvenle yerle bir ediyor. Ortaya çıkan şey, en hafif tabiriyle, kontrollü bir polemik gösterisidir. Daha gerçekçi bir adlandırma ise bunun düpedüz entelektüel görünümlü bir şarlatanlık olduğunu söylemeyi gerektirir.

Kemal Okuyan
Polemik metinleri elbette akademik monografi olmak zorunda değildir. Ancak bu tür metinlerde bile hangi görüşlerle hesaplaşıldığının, bunların kimler tarafından ve hangi bağlamda savunulduğunun asgarî bir dürüstlükle gösterilmesi gerekir. Bu yapılmadığında okurun denetim imkânı ortadan kalkar. Okur, gerçekten var olan bir argümanın mı, yoksa yazarın kendi elleriyle eğip büktüğü, budadığı ve çürütülmeye elverişli hâle getirdiği bir versiyonun mu hedef alındığını bilemez. Sorun burada yalnızca kaynak göstermeme eksikliği değildir. Asıl sorun, tartışmanın kurallarının tek taraflı biçimde yazar tarafından belirlenmesi, muhatapların ise kendi sözleriyle değil, Okuyan’ın onların ağızlarına yerleştirdiği sözlerle konuşturulmasıdır.

Böyle bir yöntem ne bilimsel ciddiyetle ne de entelektüel dürüstlükle bağdaşır. Dolayısıyla, Marksizm adına savunulabilecek bir yöntem de kesinlikle değildir. Çünkü gerçek Marksizm, karşıt görüşleri tahrif ederek değil, onları çarpıtmadan, oldukları gibi kavrayıp eleştirmeyi gerektirir. Okuyan ise bunun tam tersini yapıyor ve gerçek tezlerle hesaplaşmak yerine, kendi kurguladığı tezleri mahkûm ediyor. Bu nedenle onun kitabında karşı karşıya olduğumuz şey Marksizmin yöntemine dayanan bilimsel bir tartışma değil, hileli bir Stalinist polemik tertibidir.

[*] Kemal Okuyan, Sovyetler Birliği’nin Çözülüşü Üzerine Anti-Tezler, Yazılama Yayınevi, 3. baskı, Nisan 2014, İstanbul.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder