Gustav Klutsis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gustav Klutsis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

05 Kasım 2026

Stalin’i yücelten “milliyetçi-faşist”

Selected Marxist Leninist writings başlıklı bloga daha önce rastladınız mı, bilmiyorum. 

Son derece katı bir Stalinist çizgisi var. Blogun yazarı ya da yazarları, Stalin’e yanılmaz ve ilahi bir siyasi önder gözüyle bakıyorlar. Blogdaki yazıları okurken insan, 1930’larda, 1940’larda ya da 1950’lerin başında bir Stalinist yayını okuyormuş hissine kapılıyor.

Hâliyle blog Trotskiy’e ve Trotskizme derin bir düşmanlık duyuyor ve bunu gizlemiyor. Gizlememek ne kelime! Bu düşmanlık blogun alametifarikalarından biri.

Blogun Türkiye’yle de bir bağlantısı olduğu anlaşılıyor. Üst menüdeki Academia.edu bağlantısı, profilinde gazetecilik ve halkla ilişkiler alanında çalıştığını belirten Ahmet Erdoğan’ın sayfasına çıkıyor. Erdoğan burada makaleler, çeviriler, broşürler ve kitaplar paylaşıyor. Bunlardan bazıları blogda da yer alıyor.

Bu yazıda üzerinde durmak istediğim şey, blogun alınlığındaki görsel.

Söz konusu görsel, Letonyalı fotoğrafçı ve grafik sanatçısı Gustav Gustavoviç Klutsis’in (1895-1938) fotomontaj tekniğiyle hazırladığı bir Stalinist propaganda afişinden alınmış. Kızıl bayraklar üzerinde yan yana dizilmiş dört portre var. Soldan sağa Marx, Engels, Lenin ve Stalin. Afişin sloganı da “Marx, Engels, Lenin ve Stalin’in bayrağını daha yükseğe kaldırın!” (Blogun alınlığına yerleştirilirken afiş alttan kesilmiş.)

Afişin tam görünümü (1933)
"Canım ne var bunda? Stalin’in sağlığında sık sık kullanılan, Marx, Engels, Lenin ve Stalin’i bir arada gösteren propaganda afişlerinin bir örneği işte" diyebilirsiniz. Öyle gerçekten de.

Ancak hikâye bu kadar basit değil. Çünkü Klutsis herhangi biri değil. Stalin’in imgesini efsaneleştirmek için büyük çaba harcamış, Stalin kültünün inşa edilmesinde önemli bir rol oynamış ve daha sonra da onun tarafından kurşuna dizdirilmiş bir sanatçı.

Ocak 1938’de yabancı devletler, özellikle de Britanya hesabına ajanlık yaptığı suçlamasıyla tutuklandı. Sorguda ağır işkence gördü. Moskova’da faaliyet gösterdiği ileri sürülen “faşist-milliyetçi bir Letonya örgütü”ne üye olmakla suçlandı. NKVD ile SSCB Savcılığının 11 Şubat 1938 tarihli kararıyla ölüme mahkûm edildi. Büyük Terör (1936-1938) sırasında, 26 Şubat 1938’de kurşuna dizildi. Onunla birlikte aynı gün 63 Letonyalı sanatçı ve aydın daha infaz edildi.

Gustav Klutsis (1932)

1953 yılında Stalin öldüğünde Klutsis’in mahkûmiyeti hâlâ yürürlükteydi. Yok insan ilan edilmişti. Adından söz edilmiyor, eserleri yayımlanmıyor ve sergilenmiyordu. Stalin döneminde hakkındaki hüküm hiçbir biçimde kaldırılmadı.

Ailesine gönderilen resmî yazıya göre dosyası, Stalin’in ölümünden üç yıl sonra, 1956’da yeniden incelendi. Klutsis’in sözde itirafının ve aleyhindeki tanık ifadelerinin suç kanıtı sayılamayacağı tespit edildi. Üstelik tutuklanmasına dayanak oluşturan belgeyi imzalayan iki NKVD görevlisi, Sovyet yurttaşlarını yasa dışı biçimde tutuklamak ve dava dosyaları uydurmak suçlarından mahkûm edilmişti. 25 Ağustos 1956’da SSCB Yüksek Mahkemesinin Askerî Kurulu hükmü kaldırdı, suç unsuru bulunmadığı gerekçesiyle dosyayı kapattı ve Klutsis’in itibarını ölümünden sonra iade etti.

Şimdi Selected Marxist Leninist writings blogunun alınlığındaki afişe dönelim. Bu safkan Stalinist blog, Klutsis’in çalışmasını vitrinine koyuyor. Oysa ilah muamelesi ettikleri diktatör, o eseri yapan adamı “faşist-milliyetçi” bir örgütün üyesi sayıp önce işkence ettirmiş, ardından da kurşuna dizdirmişti.

Blogun yayıncılarının Klutsis’in başına gelenlerden habersiz olduklarını hiç sanmıyorum doğrusu. Klutsis’in afişini böylesine görünür bir yere koyup sanatçının kaderini görmezden gelmek, bana kalırsa, tipik bir siyasi ikiyüzlülük örneği.

Blogun yayıncılarına sormak istiyorum.

Stalin’in sadık izleyicileri olarak Klutsis’i “faşist-milliyetçi” bir örgütün üyesi sayan hükmü doğru buluyor musunuz?

Bulmuyorsanız bunu neden açıkça söylemiyorsunuz ve verilen hükmü eleştirmiyorsunuz?

Buluyorsanız onun tasarladığı afişi neden blogunuzun alınlığına koyuyorsunuz?

Belki de akıl almaz bir siniklikle şöyle diyeceksiniz. “Klutsis milliyetçi-faşistin biriydi ama kendini gizlemek için Stalin’i yücelten afişler yapıyordu. Biz de etkileyici bulduğumuz bir afişini kullandık.”

Öyleyse o afişin altına sanatçının adını da yazın. Okur, Stalin’i Marx’ın, Engels’in ve Lenin’in mirasçısı ve sürdürücüsü olarak gösteren o dört portrenin hemen altında, afişi yapan Klutsis’in 1938’de “faşist-milliyetçi” bir örgüte üye olduğu gerekçesiyle kurşuna dizildiğini ve hakkındaki hükmün ancak Stalin’in ölümünden sonra kaldırıldığını da görsün.