Tarih, Siyaset ve Ekonomi 1 yaşında!
Bugün Tarih, Siyaset ve Ekonomi birinci yılını dolduruyor. Bu ilk yılı kutlarken büyük laflar etmek ya da blogun önemini abartmak niyetinde değilim. Tam tersine; buradaki çabam, yıllardır Türkiye’de sosyalist düşüncenin önünü tıkayan ve onu zehirleyen belli başlı tahrifatları düzeltmeye yönelik mütevazı bir katkı sunmaktan ibaret.Türkiye’de sosyalist solun uzun yıllar boyunca Stalinizmin baskın etkisi altında kalması, tarihsel gerçeklerin son derece ağır ve sistemli bir biçimde çarpıtılmasına yol açtı. Bu etki; pratik siyaset adına -sol içinde ve hatta örgütlerin kendi bünyesinde- cezalandırma, öldürme ve kimi zaman işkenceye varan şiddetin; zorbalığın, yalancılığın ve hilebazlığın kendisini sosyalist ya da komünist olarak adlandıran insanlar arasında yaygınlaşmasına ve kökleşmesine neden oldu. Dünya genelinde Stalinizmin sosyalist soldaki egemenliği büyük ölçüde zayıflamış olsa da bu topraklarda durum hâlâ oldukça farklı.
Türkiye’de kendisini Trotskist olarak tanımlayan çevre ve örgütler, elbette kapitalizmin, sermayenin ve emperyalizmin yalanlarına karşı ellerindeki kısıtlı imkânlarla yıllardır iyi kötü mücadele veriyorlar. Ancak iş Stalinizmin ürettiği tarihsel yalan ve tahrifatlarla hesaplaşmaya geldiğinde, çoğu zaman son derece “mahcup” ve çekingen bir tutum takınıyorlar. Bunun ardında, esas olarak Stalinist örgütlerle olan ilişkileri zedelememe ve onlarla “yeni birliktelik” arama kaygısının yattığını düşünüyorum.
Ben bu oportünist yaklaşımı kesinlikle reddediyorum. Trotskiy gibi ben de Bolşevikler ile Stalinistler arasında sadece kanla çizilmiş bir sınır değil, devasa bir kan nehri olduğuna inanıyorum. Tarih, Siyaset ve Ekonomi’nin temel misyonunu tam olarak burada görüyorum: Stalinizmin tahrifatlarıyla sistemli, belgeli ve açık biçimde hesaplaşmak ve bu yolla tarihsel gerçeklerin savunulmasına küçük de olsa bir katkı sunmak.
Neden 21 Aralık 2024?
Tarih, Siyaset ve Ekonomi’yi arzu ettiğimden çok daha geç bir tarihte, 2024’ün sonlarına doğru yayına sokabildim. Profesyonel işlerimin yoğunluğundan ancak o dönemde sıyrılabilmiş ve bu iş için gerekli zamanı yaratabilmiştim. Buna rağmen geçtiğimiz yıl içinde, iş yoğunluğu nedeniyle blogu birkaç hafta ihmal etmek zorunda kaldığım dönemler oldu; korkarım benzer durumlar gelecek yıl da yaşanacak.
Buna karşın blogun, bu türden kısa süreli ve zorunlu kesintiler dışında bir süreklilik sorunu yaşamayacağına inanıyorum. Bugüne kadar oluşan birikim, blogun kendi içinde sürdürülebilir bir ritme kavuştuğunu zaten gösteriyor.
Bir yıllık faaliyetin özeti
Tarih, Siyaset ve Ekonomi’de bugüne kadar (bu yazı hariç) 166 “içerik” ya da “parça” yayımladım. Bu terimleri kullanıyorum; çünkü yazıların bir kısmı birden fazla bölümden oluşuyor. Dolayısıyla bağımsız yazı sayısı 166’dan biraz daha az.
37 içerik, İngilizceden Türkçeye yapılan çevirilerden oluşuyor. Bunların bazıları Türkçede ilk kez yayımlandı. Daha önce benim ya da başkaları tarafından çevrilmiş metinleri ise titiz bir biçimde, satır satır gözden geçirerek düzelttim.
65 içerik ise bana ait özgün yazılardan oluşuyor. Bunların tamamını -Türkiye sınırlarının ötesine ulaşabilmek amacıyla- Türkçeden İngilizceye çevirdim. (Yazıları önce Türkçe kaleme alıp, İngilizce çevirilerini mümkün olduğunca geciktirmeden, genellikle bir iki gün içinde yayımlamaya özen gösterdim.) Dolayısıyla blog, Blogger’ın sağladığı otomatik çeviri araçlarının ötesinde, gerçek anlamda iki dilde yayın yapmaktadır.
Ziyaretçi istatistikleri
Toplam sayfa görüntüleme sayısı 8.409. Blogger’a kendi ziyaretlerimi saymaması talimatını vermiş olsam da sistemin ilk tıklamaları sayması nedeniyle bu rakamdan yaklaşık 350 ziyareti düşmek gerekiyor. Bu da 8.000 civarında "gerçek" ziyaret anlamına geliyor.
Ziyaretçilerin hangi ülkelerden bağlandığını gösteren liste ise sağlıklı bir istatistik olarak kabul edilemez; çünkü yoğun VPN kullanımı gerçek dağılımı büyük ölçüde maskeliyor. Türkiye’den sonra ikinci sırada görünen Singapur’un, bu şehir devletinde bir “okur patlaması”na değil, VPN kullanımına işaret ettiği çok açık.
Okur yorumlarına gelince: Maalesef Tarih, Siyaset ve Ekonomi’ye şu ana kadar hiç yorum gelmedi. Bakalım bu durum gelecek yıl değişecek mi?
Son söz
Tarih, Siyaset ve Ekonomi ne bir okul ne bir örgüt ne de büyük iddiaları olan bir platform. Eğer yazdıklarım ve çevirilerim, Türkiye’de sosyalist hareketin tarihine ilgi duyanların ufkunu biraz olsun genişletiyor ve Stalinizmin kararttığı kimi tarihsel gerçeklerin görülmesine yardımcı oluyorsa, bu blog amacına ulaşıyor demektir.
Bir yıl boyunca blogu ziyaret eden ve vakit ayıran herkese içtenlikle teşekkür ederim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder