24 Nisan 2026

Çeviri:

Esteban Volkov’un kızı Patricia Volkov anlatıyor

Yukarıdaki kısacık video, Lev Trotskiy’in ailesinin (Bronştayn ailesinin), Meksika ile Rusya arasında parçalanmış trajik geçmişine kısaca değiniyor. 

Siyasete ister karışmış olsun ister karışmamış, Trotskiy’in akrabası olmak, Stalin’in bu insanlardan intikam alması için yeterli sebepti. Bronştayn ailesinin üyelerini on yıllar boyunca izleyen dehşetin sonu bir türlü gelmedi. 

Ailenin hayatta kalan ve dünyanın farklı köşelerine dağılmış üyeleri, Sovyetler Birliği’nde Stalinist rejimin ölüm döşeğine düştüğü 1988 yılında, Fransız devrimci Marksist tarihçi Pierre Broué ile Meksika’da ressam olarak yaşayan Victor Serge’in oğlunun çabaları sayesinde yeniden temas kurabildi. (Bkz. Alain Brossat, Bronştayn Ailesi’nin trajedisi.) 

Videoda konuşan Dr. Patricia Amalia Volkov-Fernández, 1957 doğumlu Meksikalı bir hekim. Trotskiy’in torunu Esteban Volkov’un dört kızından biri, yani Trotskiy’in büyük torunu. Patricia Volkov-Fernández, Meksika’da HIV/AIDS ve hastane enfeksiyonlarının kontrolü alanında önde gelen uzmanlardan biri olarak kabul ediliyor. 

Agencia EFE tarafından 4 Haziran 2016’da yayımlanan bu kayıt, [*] Patricia Volkov-Fernández’in tanıklığı üzerinden, Stalinist baskıların Bronştayn ailesinde açtığı derin ve kuşaklar boyu süren etkileri kişisel ve somut bir düzlemde gözler önüne seriyor. 

Aşağıda Patricia Volkov’un İspanyolcadan İngilizceye otomatik çeviriyle aktarılmış sözlerinin Türkçe çevirisi yer alıyor.

Babam [Esteban Volkov], Lev Trotskiy’in torunudur. Büyük büyükbabam Ramón Mercader tarafından öldürülmeden kısa bir süre önce Meksika’ya gelmişti. Şunu söyleyebilirim ki bu, hayatımı bütünüyle belirleyen bir şey oldu. Çünkü biz küçükken, Trotskiy’in öldürüldüğü evde yaşıyorduk; hemen yanında. Babam o evi hep korudu ve Trotskiy’in çalışma odası da onun bıraktığı hâliyle muhafaza edildi.

Bugün binlerce, on binlerce insanın yaşadığı siyasî baskıyı biliyoruz. Ama sanırım özellikle babamın ailesi bu baskıdan en ağır şekilde etkilenenlerden biri oldu. Belki en çok etkilenen diyemem ama çok, çok ağır bir biçimde ve son derece acımasızca etkilendiler.

Bence o, hayatı boyunca insanların koşullarını iyileştirmek için mücadele etmiş biriydi. Sürekli devrim fikrine inanıyordu ve tek ülkede sosyalizm anlayışına inanmıyordu. Sanırım bizim hayatımızı en çok etkileyen şeylerden biri “hakikat duygusu” oldu. Evet, hakikat duygusu. Çünkü ailemizde hep şu iz kaldı: Tarihi nasıl çarpıtabilirsiniz? Fotoğrafları nasıl tahrif edebilirsiniz, insanları nasıl fotoğraflardan silip yerine başkalarını koyabilirsiniz?

Bu yüzden önemli olan, her zaman gerçeği belgeleyen dokümanlara sahip olmaktır.

[*] EFE, kendi kurumsal tanıtımına göre İspanyolca dünyanın önde gelen haber ajansı ve küresel ölçekte faaliyet gösteren büyük bir multimedya haber kuruluşudur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder