İvan Hudenko’nun trajedisi
| İvan Hudenko |
Ben de bu hikâyeden sadece birkaç hafta önce haberdar oldum.
Olay, 1960’ların
sonlarında Sovyetler Birliği’ne bağlı Kazakistan Sovyet Sosyalist
Cumhuriyeti’ndeki bir devlet çiftliğinde geçiyor. Çiftliğin ekonomisti Hudenko,
işçilerle birlikte işleri daha iyi örgütlemenin bir yolunu bulmuş. Üretim
belirgin biçimde artmış, işçiler de sağlanan üretkenlik artışından pay alarak daha iyi
ücretler elde etmeye başlamış. Derken başarılı sonuçlar alan bu çiftlik
kapatılmış; işçilerin ücret alacaklarının tahsilini sağlamaya çalışan Hudenko
ise kamu parasını çalmaya teşebbüs etmekle suçlanmış ve hapse mahkûm edilmiş.
Bir zamanlar
Türkiye’de böyle olaylar için «Tam Aziz Nesinlik» denirdi. Keşke Nesin’in yazma
yeteneğine sahip olsaydım da bu hikâyeyi, okuyanları bir yandan güldürürken
diğer yandan Hudenko’nun başına gelenlerin acısını daha derinden hissettirecek ve akıllarında kalmasını sağlayacak biçimde anlatabilseydim.
İnsan bu hikâyeyi
öğrenince ilk anda "Yok artık! Bu kadarı da olmaz" diyor. En azından benim ilk tepkim
böyle oldu. Ama olmuş işte!
Hudenko,
1960’larda Kazakistan’daki devlet çiftliklerinde yerleşiklik kazanmış olan
verimsiz çalışma düzenini değiştirmeye girişen bir tarım ekonomisti. Önce İliyskiy
çiftliğinde, ardından Akçi’de bu amaçla çeşitli denemeler yapmış. Tahmin edeceğiniz gibi,
Akçi’deki deney izinsiz bir biçimde yürütülmemiş. Kazakistan SSC Bakanlar Kurulu bu deneye izin veren bir karar almış ve ayrıca uygulamanın koşulları SSCB’nin ilgili kurumlarıyla da
görüşülmüş.[1]
Çıkış noktası
anlaşılması güç olmayan bir fikre dayanıyormuş: Merkezî planlama makamları çiftliğin
ne üretmesini istediğini ve bu amaçla kullanabileceği kaynakları belirlesin; işi nasıl
örgütleyeceklerine ise orada çalışanlar karar versin. Hudenko küçük ekipler
kurmaktan ve ücretleri yapılan işlemlerin sayısına değil de elde edilen sonuca
bağlamaktan yanaymış. Böylece hem denetim için tutulan kayıtların ve
görevlilerin sayısını azaltmak hem de işçileri iyi üretim yapmaya teşvik edecek
özendiricileri sağlamak istiyormuş.
Sonuçlar dikkat
çekici olmuş. Akçi üzerine 1987’de yayımlanan, belgelere ve olayın taraflarıyla
yapılan görüşmelere dayanan bir araştırmaya göre çiftlikte işçi başına
üretkenlik sıradan devlet çiftliklerindekinin yaklaşık altı, ücretler ise üç
katına çıkmış. Üstelik Akçi’nin yönetiminde yalnızca iki kişi varmış: müdür
Mihail Li ve tarım ekonomisti Hudenko. Çiftliğin işlerine ilişkin kararlar, çalışma
ekiplerinin temsilcilerinden oluşan bir kurulda alınıyor; yönetim de bu kurula
bağlı çalışıyormuş.[1]
| Akçi devlet çiftliğinin çalışanları bir toplantıda. Not alan kişi İvan Hudenko. |
Yine de Hudenko’nun yönteminin herkes açısından sorunsuz olduğu söylenemez. Daha önceki İliyskiy deneyinde iş gücünün azaltılması, işlerini kaybetmekten kaygılanan çalışanların tepkisini çekmiş.[3] Açığa çıkan işçilerin nerede ve hangi koşullarda istihdam edileceği gerçek bir sorundu hiç kuşkusuz. Akçi’deki işçilerin kendi çiftliklerinin yönetimine, sınırlı bir biçimde de olsa, katılabilmeleri de bu sorunu bütün toplum adına çözebilecekleri anlamına gelmiyordu: Onları çevreleyen siyasal sistem üzerinde işçi sınıfının denetimi yoktu.
Akçi’deki deney
1970’te durdurulmuş. Hudenko da çiftlik kapatılırken çalışanlara ödenmeyen
ücretlerin peşine düşmüş. Başvurduğu mahkeme onun ve işçilerin lehine karar
vermiş. Fakat bu parayı tahsil ettirmeye çalışması, daha sonra kamu malını
zimmete geçirmeye teşebbüs suçlamasına dönüştürülmüş. Hudenko 1973’te altı yıl
hapse mahkûm edilmiş ve 12 Kasım 1974’te, 57 yaşında, cezaevi hastanesinde
ölmüş.[4]
Bunları öğrenince insanın aklına şu soru geliyor: Tarımda üretimi artırmakta sürekli güçlük çeken bir ülkenin yönetimi, nasıl olur da böyle bir deneye bir anda, bıçakla keser gibi son verir?
Bürokrasi Hudenko’nun karşısına hukuki suçlamalarla çıkmış. Oysa Akçi’yi kapatma girişimleri, onun açtığı ücret davasından önce başlamıştı. Deneyin sonuçlarının üst kademelerde yarattığı tepki, dönemin yazışmalarında ve daha sonra yayımlanan araştırmada açıkça görülüyor.[1]
Elbette bu hikâyeden, böyle bir ya da birkaç "iyi yönetici" bulunsaydı Stalinist rejimin sınırları içinde Sovyet tarımının bütün ağır sorunlarını çözülebileceği sonucunu çıkarmamalıyız. Hudenko sistemin dışından
gelen biri de değildi. Tam tersine, onun içinden çıkmış, ona bir ölçüde
canlılık kazandırmaya çalışan, kuşkusuz girişimci bir ruha sahip biriydi.
Stalinist bürokratik düzen, işçi sınıfının bağımsız inisiyatifine ve yönetime
katılma girişimlerine geçit vermediği gibi, kendi içinden gelen bu türden
sınırlı girişimleri de tehdit olarak gördü.
Hudenko’yu
savunan gazeteciler, bilim insanları ve çalışma arkadaşları varmış. Ama onu ezen
bürokrasiye karşı koyabilecek bağımsız ve örgütlü -resmî sendikaları bu türden bir örgüt saymıyoruz elbette- bir işçi sınıfı hareketi
yoktu. Hudenko'nun trajedisinin asıl siyasal anlamı da burada yatıyor. Üretimi toplumsal
ihtiyaçlara göre örgütlediğini iddia eden bir sistem, bir çiftlikte girişilmiş ve başarılı sonuçlar verdiği anlaşılan bir
uygulamayı ciddiyetle inceleyip tartışmak ve bu deneyden sonuçlar çıkarmak yerine onu dağıttı;
işçilerin ücretlerini tahsil etmeye çalışan adamı da bir punduna getirip hapse gönderdi.
Hudenko’nun
hikâyesi gerçekten ilginç ve çarpıcı bir hikâye. Ama ilginçliğinin ve
çarpıcılığın ötesinde, bize SSCB’de Stalinist rejimin iflasının önemli bir
yüzünü de gösteriyor: Bürokrasi, işçi sınıfının ülke yönetiminde en ufak bir söz sahibi olmasına izin vermezken, bu düzenin yarattığı muazzam israfı ve
üretkenlik kayıplarını azaltmaya yönelik girişimlerde bulunan kendi mensuplarını -bunların sayısı zaten çok azdı- sahte
suçlamalar üreterek hiç acımadan ezebiliyordu.
Ayrıca Hudenko’nun başına gelenler ülke tarımının geleceğine ipotek koyuyor, ileride benzer girişimlerde bulunmayı düşünebilecek olanlara da açık bir gözdağı veriyordu.
[1] V. Belkin ve V. Perevedentsev, «Drama Akçi», Literaturnaya Gazeta, 1 Nisan 1987. Yazarlar, 1971’de Akçi’ye gönderilen inceleme heyetinde yer aldıklarını; belgeleri inceleyip deneye destek veren ve karşı çıkanlarla görüştüklerini belirtiyorlar. https://www.demoscope.ru/weekly/knigi/perevedencev/stati/010.pdf.
[2] FBIS Survey, 26 Mart 1970, s. 15. Rapor, Literaturnaya Gazeta’da yayımlanan araştırmanın bulgularını aktarıyor. https://www.cia.gov/readingroom/document/cia-rdp85t00875r000300020007-6.
[3] Belkin ve
Perevedentsev, «Drama Akçi». Yazarlar, İliyskiy’de iş gücündeki büyük azalmanın
yanı sıra, işlerini kaybetmekten kaygılanan çalışanların tepkisini de
aktarıyorlar.
[4] «Biography of
Ivan Khudenko», A Chronicle of Current Events, sayı 35, 31 Mayıs 1975. https://chronicle-of-current-events.com/2024/04/06/biographies-march-1975-35-14/. Hudenko ve çalışma arkadaşları hakkındaki
mahkûmiyet kararı, 20 Ekim 1989’da, eylemlerinde suç unsuru bulunmadığı
gerekçesiyle kaldırıldı; bu sonraki karar için bkz. https://pro3001.narod.ru/marx/xudenko.htm.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder