28 Eylül 2026

İvan Hudenko’nun trajedisi

İvan Hudenko
Bu yazıda kısaca Sovyet yurttaşı ve tarım ekonomisi uzmanı İvan Hudenko’nun (1917-1974) trajik hikâyesinden söz etmek istiyorum. 

Ben de bu hikâyeden sadece birkaç hafta önce haberdar oldum.

Olay, 1960’ların sonlarında Sovyetler Birliği’ne bağlı Kazakistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ndeki bir devlet çiftliğinde geçiyor. Çiftliğin ekonomisti Hudenko, işçilerle birlikte işleri daha iyi örgütlemenin bir yolunu bulmuş. Üretim belirgin biçimde artmış, işçiler de sağlanan üretkenlik artışından pay alarak daha iyi ücretler elde etmeye başlamış. Derken başarılı sonuçlar alan bu çiftlik kapatılmış; işçilerin ücret alacaklarının tahsilini sağlamaya çalışan Hudenko ise kamu parasını çalmaya teşebbüs etmekle suçlanmış ve hapse mahkûm edilmiş.

Bir zamanlar Türkiye’de böyle olaylar için «Tam Aziz Nesinlik» denirdi. Keşke Nesin’in yazma yeteneğine sahip olsaydım da bu hikâyeyi, okuyanları bir yandan güldürürken diğer yandan Hudenko’nun başına gelenlerin acısını daha derinden hissettirecek ve akıllarında kalmasını sağlayacak biçimde anlatabilseydim.

İnsan bu hikâyeyi öğrenince ilk anda "Yok artık! Bu kadarı da olmaz" diyor. En azından benim ilk tepkim böyle oldu. Ama olmuş işte!

Hudenko, 1960’larda Kazakistan’daki devlet çiftliklerinde yerleşiklik kazanmış olan verimsiz çalışma düzenini değiştirmeye girişen bir tarım ekonomisti. Önce İliyskiy çiftliğinde, ardından Akçi’de bu amaçla çeşitli denemeler yapmış. Tahmin edeceğiniz gibi, Akçi’deki deney izinsiz bir biçimde yürütülmemiş. Kazakistan SSC Bakanlar Kurulu bu deneye izin veren bir karar almış ve ayrıca uygulamanın koşulları SSCB’nin ilgili kurumlarıyla da görüşülmüş.[1]

Çıkış noktası anlaşılması güç olmayan bir fikre dayanıyormuş: Merkezî planlama makamları çiftliğin ne üretmesini istediğini ve bu amaçla kullanabileceği kaynakları belirlesin; işi nasıl örgütleyeceklerine ise orada çalışanlar karar versin. Hudenko küçük ekipler kurmaktan ve ücretleri yapılan işlemlerin sayısına değil de elde edilen sonuca bağlamaktan yanaymış. Böylece hem denetim için tutulan kayıtların ve görevlilerin sayısını azaltmak hem de işçileri iyi üretim yapmaya teşvik edecek özendiricileri sağlamak istiyormuş.

Sonuçlar dikkat çekici olmuş. Akçi üzerine 1987’de yayımlanan, belgelere ve olayın taraflarıyla yapılan görüşmelere dayanan bir araştırmaya göre çiftlikte işçi başına üretkenlik sıradan devlet çiftliklerindekinin yaklaşık altı, ücretler ise üç katına çıkmış. Üstelik Akçi’nin yönetiminde yalnızca iki kişi varmış: müdür Mihail Li ve tarım ekonomisti Hudenko. Çiftliğin işlerine ilişkin kararlar, çalışma ekiplerinin temsilcilerinden oluşan bir kurulda alınıyor; yönetim de bu kurula bağlı çalışıyormuş.[1]

Akçi devlet çiftliğinin çalışanları bir toplantıda. Not alan kişi İvan Hudenko.
Üstelik Akçi’deki işçiler yalnızca daha iyi ücret almıyormuş. 1970’te yayımlanan bir gazete araştırmasını aktaran rapora göre çiftliğin 60 çalışanının neredeyse tamamı çalışma koşullarından memnunmuş ve karar alma süreçlerine etkin biçimde katılıyormuş. İşçiler arasında çatışmaların da nadiren görüldüğü belirtiliyormuş. Demek ki burada yalnızca üretkenlik artışından değil, çalışma yaşamında gerçek bir değişimden de söz ediyoruz.[2]

Yine de Hudenko’nun yönteminin herkes açısından sorunsuz olduğu söylenemez. Daha önceki İliyskiy deneyinde iş gücünün azaltılması, işlerini kaybetmekten kaygılanan çalışanların tepkisini çekmiş.[3] Açığa çıkan işçilerin nerede ve hangi koşullarda istihdam edileceği gerçek bir sorundu hiç kuşkusuz. Akçi’deki işçilerin kendi çiftliklerinin yönetimine, sınırlı bir biçimde de olsa, katılabilmeleri de bu sorunu bütün toplum adına çözebilecekleri anlamına gelmiyordu: Onları çevreleyen siyasal sistem üzerinde işçi sınıfının denetimi yoktu.

Akçi’deki deney 1970’te durdurulmuş. Hudenko da çiftlik kapatılırken çalışanlara ödenmeyen ücretlerin peşine düşmüş. Başvurduğu mahkeme onun ve işçilerin lehine karar vermiş. Fakat bu parayı tahsil ettirmeye çalışması, daha sonra kamu malını zimmete geçirmeye teşebbüs suçlamasına dönüştürülmüş. Hudenko 1973’te altı yıl hapse mahkûm edilmiş ve 12 Kasım 1974’te, 57 yaşında, cezaevi hastanesinde ölmüş.[4]

Bunları öğrenince insanın aklına şu soru geliyor: Tarımda üretimi artırmakta sürekli güçlük çeken bir ülkenin yönetimi, nasıl olur da böyle bir deneye bir anda, bıçakla keser gibi son verir?

Bürokrasi Hudenko’nun karşısına hukuki suçlamalarla çıkmış. Oysa Akçi’yi kapatma girişimleri, onun açtığı ücret davasından önce başlamıştı. Deneyin sonuçlarının üst kademelerde yarattığı tepki, dönemin yazışmalarında ve daha sonra yayımlanan araştırmada açıkça görülüyor.[1]

Elbette bu hikâyeden, böyle bir ya da birkaç "iyi yönetici" bulunsaydı Stalinist rejimin sınırları içinde Sovyet tarımının bütün ağır sorunlarını çözülebileceği sonucunu çıkarmamalıyız. Hudenko sistemin dışından gelen biri de değildi. Tam tersine, onun içinden çıkmış, ona bir ölçüde canlılık kazandırmaya çalışan, kuşkusuz girişimci bir ruha sahip biriydi. Stalinist bürokratik düzen, işçi sınıfının bağımsız inisiyatifine ve yönetime katılma girişimlerine geçit vermediği gibi, kendi içinden gelen bu türden sınırlı girişimleri de tehdit olarak gördü.

Hudenko’yu savunan gazeteciler, bilim insanları ve çalışma arkadaşları varmış. Ama onu ezen bürokrasiye karşı koyabilecek bağımsız ve örgütlü -resmî sendikaları bu türden bir örgüt saymıyoruz elbette- bir işçi sınıfı hareketi yoktu. Hudenko'nun trajedisinin asıl siyasal anlamı da burada yatıyor. Üretimi toplumsal ihtiyaçlara göre örgütlediğini iddia eden bir sistem, bir çiftlikte girişilmiş ve başarılı sonuçlar verdiği anlaşılan bir uygulamayı ciddiyetle inceleyip tartışmak ve bu deneyden sonuçlar çıkarmak yerine onu dağıttı; işçilerin ücretlerini tahsil etmeye çalışan adamı da bir punduna getirip hapse gönderdi.

Hudenko’nun hikâyesi gerçekten ilginç ve çarpıcı bir hikâye. Ama ilginçliğinin ve çarpıcılığın ötesinde, bize SSCB’de Stalinist rejimin iflasının önemli bir yüzünü de gösteriyor: Bürokrasi, işçi sınıfının ülke yönetiminde en ufak bir söz sahibi olmasına izin vermezken, bu düzenin yarattığı muazzam israfı ve üretkenlik kayıplarını azaltmaya yönelik girişimlerde bulunan kendi mensuplarını -bunların sayısı zaten çok azdı- sahte suçlamalar üreterek hiç acımadan ezebiliyordu. 

Ayrıca Hudenko’nun başına gelenler ülke tarımının geleceğine ipotek koyuyor, ileride benzer girişimlerde bulunmayı düşünebilecek olanlara da açık bir gözdağı veriyordu.

[1] V. Belkin ve V. Perevedentsev, «Drama Akçi», Literaturnaya Gazeta, 1 Nisan 1987. Yazarlar, 1971’de Akçi’ye gönderilen inceleme heyetinde yer aldıklarını; belgeleri inceleyip deneye destek veren ve karşı çıkanlarla görüştüklerini belirtiyorlar. https://www.demoscope.ru/weekly/knigi/perevedencev/stati/010.pdf.

[2] FBIS Survey, 26 Mart 1970, s. 15. Rapor, Literaturnaya Gazeta’da yayımlanan araştırmanın bulgularını aktarıyor. https://www.cia.gov/readingroom/document/cia-rdp85t00875r000300020007-6.

[3] Belkin ve Perevedentsev, «Drama Akçi». Yazarlar, İliyskiy’de iş gücündeki büyük azalmanın yanı sıra, işlerini kaybetmekten kaygılanan çalışanların tepkisini de aktarıyorlar.

[4] «Biography of Ivan Khudenko», A Chronicle of Current Events, sayı 35, 31 Mayıs 1975. https://chronicle-of-current-events.com/2024/04/06/biographies-march-1975-35-14/. Hudenko ve çalışma arkadaşları hakkındaki mahkûmiyet kararı, 20 Ekim 1989’da, eylemlerinde suç unsuru bulunmadığı gerekçesiyle kaldırıldı; bu sonraki karar için bkz. https://pro3001.narod.ru/marx/xudenko.htm.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder