20 Mayıs 2026

Sovyetler Birliği’nde Stalinizm ve alkolizm (3)

Kampanyanın bütçede açtığı büyük delik

“Yıkıcı darbe”: 1985 tarihli Sovyet alkol karşıtı propaganda posteri. Posterde domates suyu, votka şişesine yumruklar indirirken “ayıklığın” alkole karşı zaferi vaat ediliyor. Ancak kısa süre sonra asıl yıkıcı darbeyi alanın Sovyet bütçesi olduğu ortaya çıkacaktı.
Bir önceki bölümde, Sovyetler Birliği’nde 1985 yılı Mayıs ortalarında başlatılan alkol karşıtı kampanyanın yol açtığı mali-ekonomik tsunaminin altı ay gibi kısa bir süre içinde görünür hâle geldiğine işaret etmiştik. Bu bölümde, bu “mali-ekonomik tsunami” ifadesinin hiç de abartılı olmadığını somut verilerle ortaya koyacağız.

Alkol karşıtı kampanya, Sovyet bütçesinde gerçekten de büyük bir delik açtı.

Gorbaçov, Sovyet ekonomisini canlandırma ve yeniden harekete geçirme iddiasıyla yola çıktığında, Kremlin kısa süre içinde büyüyen bir bütçe açığı sorunuyla karşı karşıya kaldı. Genç genel sekreterin iktidara gelişinden yararlanarak bürokratik kastın içindeki farklı çıkar grupları daha fazla kaynak ve harcama talep ederken, devlet gelirlerinde de ciddi bir düşüş yaşanıyordu.

Peki, bu bütçe açığı nereden kaynaklanıyordu?

Yaygın açıklamalardan biri, düşen petrol fiyatlarına işaret eder. Rusya’nın eski başbakan vekili, özelleştirme ve şok terapisi politikalarının mimarlarından iktisatçı Yegor Gaydar, Collapse of an Empire [Bir İmparatorluğun Çöküşü] başlıklı kitabında Sovyetler Birliği’nin son dönem krizini büyük ölçüde petrol gelirlerindeki düşüş üzerinden açıklar. [*] Gaydar’ın 2007 tarihli “The Soviet Collapse: Grain and Oil” başlıklı makalesinde de aynı yaklaşım belirgindir: petrol fiyatlarındaki çöküşün Sovyetler Birliği’ne yılda yaklaşık 20 milyar dolarlık bir kayıp yaşattığını savunur. [**]

Gerçekten de 1970’lerde petrol fiyatlarındaki sıçrama, Sovyetler Birliği gibi enerji ihracatçısı ülkeler için önemli bir gelir artışı sağlamıştı. Ancak 1970’lerde hızla yükselen petrol fiyatları, 1980’lerde aynı hızla gerilemeye başladı. 1986’ya gelindiğinde petrol fiyatı doruk noktasının çok altına düşmüş, bu da Sovyet ekonomisinin döviz gelirlerini ciddi biçimde sarsmıştı. Bu nedenle petrol fiyatlarındaki düşüşü bütçe krizinin nedenleri arasında saymak elbette yanlış değildir.

1970’lerden 1980’lerin ortasına petrol fiyatlarının seyri (Kaynak: The Economist)
Yanlış olan, buradan hareketle Sovyetler Birliği’ni düşen petrol fiyatlarının çökerttiği sonucuna varmaktır. Bu, karmaşık bir tarihsel süreci tek bir dışsal etkene indirgeyen kaba, yüzeysel ve dolayısıyla yanıltıcı bir “açıklama” olur. Petrol gelirlerindeki düşüş, ihracatı büyük ölçüde doğal kaynaklara dayanan Sovyet ekonomisini [***] kuşkusuz ağır biçimde zorladı; fakat tek başına bakıldığında bu düşüş, ciddi ama yönetilebilir bir ekonomik durgunlukla atlatılabilirdi.

Alkol karşıtı kampanyanın yarattığı gelir kaybı, petrol fiyatlarındaki düşüşle hemen hemen aynı boyutta bir mali şoka neden oldu. Sovyet devleti, on yıllar boyunca alkollü içki üretimi ve satışından çok büyük gelirler elde etmişti. Alkolizm toplumsal yaşamı, çalışma disiplinini ve halk sağlığını tahrip eden gerçek bir sorun hâline gelmişti; fakat Stalinist rejim bu sorunu büyütürken aynı zamanda ondan mali bakımdan yararlanmış, votka ve şarap gelirlerini bütçenin önemli dayanaklarından biri hâline getirmişti. Şimdi ise aynı rejim, idari emirlerle ve yukarıdan aşağıya bir kampanyayla bu gelir kaynağını hızla kısmaya çalışıyordu.

Sorun tam da buradaydı: Stalinist bürokrasi, alkolizmin toplumsal ve ekonomik kökenlerine dokunmadan alkol satışını kısmaya yönelmiş; fakat bunu yaparken kendi bütçesinin önemli gelir damarlarından birini de kesmişti. Böylece alkol karşıtı kampanya, yalnızca sarhoşluk ve alkolizmle mücadele alanında değil, Sovyet maliyesinin kırılgan yapısında da rejimin kendi çelişkilerini açığa çıkaran bir turnusol kâğıdı işlevi gördü.

Amerikalı tarihçi Chris Miller, The Struggle to Save the Soviet Economy: Mikhail Gorbachev and the Collapse of the USSR [Sovyet Ekonomisini Kurtarma Mücadelesi: Mihail Gorbaçov ve SSCB’nin Çöküşü] başlıklı kitabında, Ligaçov’un 11 Haziran 1986’daki bir Politbüro toplantısında şu çarpıcı karşılaştırmayı yaptığını aktarır:

“1985’te 11 milyar rublelik votka satılmıştı; 1984’te ise bu rakam 54 milyar rubleydi.”

Miller’in belirttiğine göre, kampanyadan önce, 1984 yılında alkollü içkiler toplam perakende satışların yüzde 16’sını oluşturuyordu. Kampanya nedeniyle alkollü içkilerden elde edilen vergi gelirlerinde yaşanan düşüş, petrol ihracat gelirlerindeki düşüşle aynı büyüklükteydi. Bir yıl sonra yapılan başka bir Politbüro toplantısında Maliye Bakanı Boris Gostev de aynı noktaya işaret edecekti. Gostev’e göre 1987’de “dünya piyasasında petrol fiyatlarının düşmesinden kaynaklanan kayıp 15 milyar rubleydi. Votkadan kaynaklanan kayıp da 15 milyar rubleydi.” [****]

Bu rakamlar hiç şüphesiz petrol fiyatlarındaki düşüşün önemini ortadan kaldırmaz [*****]; fakat Sovyetler Birliği’nin içine düştüğü mali ve ekonomik krizi yalnızca petrol fiyatlarıyla açıklamaya çalışmanın ne kadar yanıltıcı olduğunu gösterir. Alkol karşıtı kampanya, devletin bizzat kendi eliyle yarattığı bir gelir şokuydu. Stalinist rejim, yıllar boyunca bütçesinin önemli bir bölümünü işçi sınıfının ve emekçi halkın alkol tüketiminden elde ettiği gelirlerle beslemiş; sonra da bu gelir kaynağını idari emirlerle kısmaya kalkınca, bütçede petrol şokuyla karşılaştırılabilir büyüklükte bir açık yaratmıştı. [******]

SSCB’de bütçe açığı ve ihracat gelirleri, 1985-1990 (% GSYH). Kaynak: Chris Miller, The Struggle to Save the Soviet Economy: Mikhail Gorbachev and the Collapse of the USSR, s. 63.
Miller’ın kitabında yer alan yukarıdaki grafik de durumun vahametini görsel olarak ortaya koyar. Grafikte, 1985-1990 yılları arasında Sovyetler Birliği’nin bütçe açığının ve ihracat gelirlerinin gayrisafi yurt içi hasılaya oranı gösterilmektedir. Buna göre bütçe açığı 1985’te henüz görece sınırlı bir düzeydeyken, alkol karşıtı kampanyanın başlatılmasından sonraki yıl belirgin biçimde sıçramış; 1988’den itibaren ise çok daha yüksek bir düzeye yerleşmiştir. Aynı dönemde ihracat gelirlerinin millî gelire oranı ise dalgalanmakla birlikte aşağı yönlü bir seyir izlemiştir. Grafik, Sovyet maliyesinin ve ekonomisinin iki taraftan aynı anda sıkıştığını gösterir: bir yandan petrol ve diğer ihracat gelirleri zayıflarken, diğer yandan devletin kendi kararıyla alkollü içki satışlarından elde ettiği büyük gelir kaynağını kısmış olması bütçe açığını hızla büyütmüştür.

[*] Yegor Gaidar, Collapse of an Empire: Lessons for Modern Russia, çev. Antonina W. Bouis, Brookings Institution Press, Washington, D.C., 2007, s. 39–70.

[**] Yegor Gaidar, “The Soviet Collapse: Grain and Oil”, On the Issues, American Enterprise Institute for Public Policy Research, Nisan 2007. Metin, Gaydar’ın 13 Kasım 2006’da American Enterprise Institute’ta verdiği konferansın konuşma metni ve video kaydından derlenmiştir.

[***] Ernest Mandel, Sovyetler Birliği’nin ihracatının petrol, doğal gaz, mineraller, kereste ve altın gibi doğal kaynaklardan oluştuğunu; ithalatının ise yüzde 35’ten fazlasının makine-teçhizat ve ulaştırma araçlarından, yüzde 20’den fazlasının gıda ürünlerinden, yaklaşık yüzde 12’sinin de sanayi ürünü tüketim mallarından meydana geldiğini belirtir. Ernest Mandel, Beyond Perestroika: The Future of Gorbachev’s USSR, revised edition, çev. Gus Fagan, London: Verso, 1991, s. 39. Bu nedenle petrol ihracatından gelen konvertibl döviz gelirlerindeki kayıp, sanayi ürünleri ve makine-teçhizat ihracatının artırılmasıyla telafi edilemiyordu; çünkü bu ürünlerin uluslararası piyasadaki rekabet gücü, düşük kaliteleri (yani kullanım değerlerinin göreli düşüklüğü) nedeniyle son derece zayıftı.

[****] Chris Miller, The Struggle to Save the Soviet Economy: Mikhail Gorbachev and the Collapse of the USSR, The University of North Carolina Press, 2016, s. 64.

[*****] Ancak burada önemli bir farka işaret etmemiz gerekir: alkollü içki satışlarından elde edilen gelirler bütçe içi ruble gelirleriyken, petrol fiyatlarındaki düşüş Sovyetler Birliği’nin konvertibl döviz gelirlerini de doğrudan azaltıyordu. Gorbaçov anılarında, “petrol fiyatlarındaki sert düşüşün Sovyetler Birliği’ni konvertibl döviz gelirlerinin neredeyse yarısından yoksun bıraktığını” belirtir. Mikhail Gorbachev, Memoirs, New York: Doubleday, 1996, s. 468. 

[******] Miller, Gostev’in bütçe açığı üzerinde etkili olan diğer etkenlere de dikkat çektiğini aktarır: “Ve Gostev’in işaret ettiği gibi, bütçe açığının tek nedeni bunlar da değildi. ‘Hiçbir şey değişmezse, yalnızca gıda ürünlerine verilen sübvansiyonların toplam maliyeti 1990’a gelindiğinde 100 milyar rubleye yükselecek.’ Toplam üretimin yaklaşık beşte birini oluşturan askerî-sanayi kompleksi harcamalarına ise bütçeyi dengelemek için başvurulabilecek bir kaynak olarak hiç değinilmiyordu.” Miller, a.g.e., s. 64.

Devam edecek

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder