10 Ocak 2026

Anatoliy Çernyayev'in 1973 günlüğünden (1)

Kremlin’den görünen çürüme

1973’te Varşova Paktı: Artan dış borç, baskı ve Stalinist rejimlerde çözülme

Konstantin F. Katuşev
Üst düzey Sovyet bürokratı Anatoliy Çernyayev, 1973 tarihli günlüğünde, 4 Ağustos günü için düştüğü notlarda, o tarihte SBKP Merkez Komitesi Sekreteri olan Konstantin Katuşev’in [*] Varşova Paktı ülkelerine dair hazırladığı kapsamlı bir raporu özetliyor. Kırım’da yapılacak bir Politbüro toplantısı öncesinde kaleme alınan bu rapor, 1970’li yılların başlarında söz konusu ülkelerde sistemin içten içe çürümekte ve çözülmekte olduğunu göstermesi bakımından son derece dikkat çekici.

Raporda çizilen tablo nettir: sözde “sosyalist blok”, askerî disiplinle ayakta tutulmaya çalışılan; fakat ekonomik olarak iflas etmiş, siyasal olarak meşruiyetini yitirmiş ve toplumsal olarak çözülmüş bir ülkeler topluluğu hâline gelmiştir. Aşağıda yer alan bilgiler Çernyayev’in yaptığı özeti yansıtmaktadır. Bizim yorumlarımız kendisini yalnızca ara başlıklarda göstermektedir.

Ekonomi: Sosyalist retorik, emperyalist ülkelere el açma

Katuşev’in raporuna göre ekonomik durum her yerde kötüdür. Bu, konjonktürel bir dalgalanma değil; yapısal bir tıkanmadır. Daha da çarpıcı olanı, neredeyse tüm Varşova Paktı ülkelerinin emperyalist ülkelere karşı ağır bir dış borç yükü altına girmiş olmasıdır. Özellikle Bulgaristan ve Romanya bu bağımlılık ilişkisinin en uç örnekleridir.

Polonya’da mali denge ancak ulusal gelirin içerden budanması pahasına sağlanabilmiştir. Tarımın kolektifleştirilmesi ise artık bir politika hedefi olmaktan çıkmış, fiilen tarihin çöplüğüne atılmıştır. Çernyayev’in notlarında bu durum, tartışmaya bile değmeyecek bir gerçeklik olarak geçmektedir.

"Varşova Paktı - Sosyalizmin güvenilir kalkanı", 1975 tarihli Sovyet afişi
Doğu Almanya: Brandt ve meşruiyetin yaşadığı sarsıntı

Moral ve siyasal cephede tablo daha az sarsıcı değildir. Doğu Almanya, Willy Brandt’ın “barış hamlesi” karşısında adeta ideolojik bir felç geçirmektedir. Brandt artık yalnızca Batı’nın değil, Doğu Alman kamuoyunun da gözünde ulusal bir figür, hatta ulusal birliğin taşıyıcısı hâline gelmiştir.

Batı Almanların Doğu’ya girişine izin verilmesi, rejimin hesap edemediği bir etki yaratır: Doğu Almanların Batı Almanya’ya gitme talepleri kitlesel bir patlamaya dönüşür. Başvurulara verilen ret yanıtları açık protestolara yol açar. Daha da vahimi, seyahat izni verilmeyen üst düzey yöneticiler istifa etmekte, parti üyeleri üyelik kartlarını iade etmektedir. Rejim, yalnızca sokakta değil, kendi kadroları içinde de çözülmektedir.

Bulgaristan: Ulusal sorun ve Stalinist rejimin çaresizliği

Bulgaristan’da liyakatsizlik, nepotizm ve ahlaki çöküş artık sistemik hâle gelmiştir. Ancak asıl patlayıcı mesele ulusal sorundur: Türkler, “yarı Türkler”, Makedonlar ve Romanlar ağır baskılara maruz kalmaktadır. Yerel yönetimlerin uygulamaları şiddetli çatışmalara yol açmakta; Türkiye’ye kitlesel göç talepleri yükselmektedir.

Todor Jivkov’un, bu krizden çıkış yolu olarak Bulgaristan’ın SSCB’nin bir birlik cumhuriyetine dönüştürülmesini dillendirmesi, merkezin ne denli çaresiz kaldığının açık bir itirafıdır. Bu girişim, Kremlin’in kulağına egemen bir “kardeş parti”nin değil, kontrolden çıkmış bir çevre ülkenin sesi olarak çarpmaktadır.

Anti-Sovyetizm ve ideolojik çürüme

Polonya ve Macaristan’da anti-Sovyetizm ve milliyetçilik açık biçimde yükselmektedir. Ancak ideolojik çözülme yalnızca Avrupa ile sınırlı değildir. Moğolistan örneği, Sovyet modelinin “medenîleştirdiği” kadroların artık kendi toplumlarına yabancılaştığını göstermektedir. Bu kesimler, sistemi içeriden tüketen ve çevresini küçümseyen bir tabakaya dönüşmüştür.

Moğolistan’daki önderlik krizi bu çürümeyi somutlaştırır. Yumjaagiin Tsedenbal herkesin gözünde tükenmiştir; ancak koltuğu bırakmamak uğruna sistemi kilitlemektedir. Çernyayev’in notlarındaki tanım acımasızdır: “Bir sirk.”

Macaristan: Yorgun bir denge adamı

Janos Kadar’ın iki kez istifa etmeye çalışması, “istikrarlı Macar modeli” efsanesinin de içinin boşaldığını gösterir. Kadar hem hastadır hem de tükenmiştir; hükümet içindeki Sovyet yanlısı ve milliyetçi-liberal klikleri uzlaştırma rolü onun için artık taşınamaz bir yüke dönüşmüştür. Bu mesele, doğrudan Leonid Brejnev’in önüne gitmiştir.

Çekoslovakya: Dolu raflar, içi boş sadakat

Çekoslovakya’da “normalleşme” yalnızca vitrindedir. Mağazalar doludur; ancak rezervler tükenmiş, ağır sanayi durma noktasına gelmiştir. Toplum siyasetten kopmuş; iktidara karşı sessiz ama derin bir küçümseme geliştirmiştir.

Partiye giren gençler anında dışlanmakta; yaratıcı aydınlar iktidarı toplu hâlde yok saymaktadır. Öğrenciler parti etkisinin tamamen dışındadır. Kilise yeniden sahnededir. Politbüro bölünmüştür. Gustav Husak kendisini içkiye vurmuş, zayıf bir örgütçüdür; Moskova’nın gözdesi olan Vasil Bilak ile arasındaki birlik bile göstermeliktir.

Soldan sağa - Jivkov, Çavuşesku, Gierek, Kadar, Husaki Brejnev, Honecker, Katuşev, Tsedenbal ve Gromiko (Kırım, 1973)
Sonuç: Krizi çözen değil, öteleyen bir merkez

Çernyayev’in günlüğünde Katuşev’in raporundan yaptığı özet, 1973 itibarıyla Varşova Paktı ülkelerinin ağır ekonomik sorunlarla boğuştuğunu ve siyasal olarak çözülme sürecine girdiklerini açık biçimde ortaya koymaktadır. Ekonomik iflas, ideolojik inanç kaybı ve toplumsal/siyasal yabancılaşma, artık Stalinist bürokrasinin merkezdeki en üst katmanına özel olarak hazırlanan raporlarda bile gizlenememektedir. Buna karşılık derinleşen bu krizi çözmesi mümkün olmayan Stalinist rejim ve onun merkez üssü Kremlin, durumu ancak öteleme ve bastırma yoluyla idare etmeye çalışmaktadır.

[*] Konstantin F. Katuşev (1927-2010), Brejnev döneminde uzun süre SBKP Merkez Komitesi’nin Sosyalist ülkelerle ilişkilerden sorumlu Sekreteri olarak görev yaptı (1968-1977). Bu nedenle, Varşova Paktı ve Comecon ülkeleriyle partiler arası ilişkiler doğrudan onun portföyüne bağlıydı.

Kaynak: Anatoly S. Chernyaev, Diary of Anatoly Chernyaev (1973), çev.: Anna Melyakova, ed.: Svetlana Savranskaya, s. 55-56.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder