01 Aralık 2025

Çeviri:

Hruşçov’un ikinci “Gizli Konuşması”

BÖLÜM 1 | BÖLÜM 2 | BÖLÜM 3 | BÖLÜM 4 | BÖLÜM 5

Hruşçov ve Stalin (1938)
...Stalin her devrimciye değer verirdi. Bunu görmek gerekiyordu. Biz gördük. Şimdi tarihin olumsuz [yanından] söz ediyoruz. Ama yoldaşlar, eğer Stalin’in iyi zamanlarını, [Stalin’in] ilgisini ve şefkatini anlatacak olsaydım. O bir devrimciydi. Yaşadı ama, onu birilerinin takip ettiğine dair bir takıntısı (maniya presledovaniya) vardı......Ve bu yüzden asla durmazdı......Kendi akrabalarını bile......Kurşuna dizdirdi. Çünkü, ilk karısının erkek kardeşinin -Gürcü bir kadın, uzun zaman önce ölmüştü- kendisine karşı olduğunu düşünüyordu. (Seyircilerden: Alliluyeva. Hayır, Alliluyeva son karısıydı.) Svanidze. Svanidze. Onun erkek kardeşi. Bu adam Stalin’in dostuydu. O zamanlar zaten yaşlı bir adamdı. Menşevikti, sonra partiye katıldı ve onu sık sık Stalin’le birlikte görürdük. Ve belli ki Beria, bu Svanidze’nin bir ajan olduğunu, bir düşman olduğunu ve Stalin’i öldürmek üzere talimat aldığını öne sürdü. Stalin, tabii ki, bak, o benim evimde kalıyor, benimle yemek yiyor, sık sık benimle birlikte oluyor. Öyleyse neden yapması gerektiğini yapmıyor? Beni çoktan zehirleyebilirdi dedi. Ama Beria ona şöyle der: “Hayır. Farklı tür ajanlar vardır. Bazıları görevi hemen alır. Bazıları ise yanı başında tutulur, normal davranırlar; zamanı geldiğinde sinyali alır ve o zaman harekete geçerler!” Stalin ona inandı. Svanidze tutuklandı. Her türlü yöntemle [yani işkenceyle] sorgulandı. Kurşuna dizilerek idam edilmesine hükmedildi. Stalin, Svanidze ile uzun yıllar aynı evi paylaşmıştı; onda hâlâ insani bir yan [kalmıştı]; bu yüzden hâlâ şüpheleri vardı. Sonra Beria’ya şu emri verdi: Svanidze kurşuna dizilmek üzereyken, eğer suçunu itiraf eder -Stalin, Svanidze’nin bir düşman olduğundan zaten emindi- ve af dilerse, kendisini affedeceğimizi söyle. Onu affedeceğiz. Svanidze kurşuna dizilmeden önce Stalin’in bu sözleri ona iletildi; o ise şöyle dedi: “Tam olarak neyle suçlanıyorum? Neden af dilemeliyim? Ben suçlu değilim. Partinin bir üyesiyim. Dürüst biriyim. Stalin’in, partinin ve ülkenin karşısında hiçbir suç işlemedim. Af dilemeyeceğim.” Ve kurşuna dizildi. Hadise böyle cereyan etti. Peki Stalin neden [Svanidze’yi] ortadan kaldırdı? Onu, deyim yerindeyse, hiçbir neden olmaksızın (prosto tak) yok etti……Onun bir düşman olduğuna inanıyordu. Öyle kolay olmayan şeyleri açıklamak için gerçekten kafa yormamız gerekiyor. Bu meseleyi biraz daha karmaşık hâle getirmelisiniz. Ancak o zaman doğru anlayabilir ve doğru bir açıklama getirebilirsiniz. Bu, karmaşık bir meseledir.

Savaşın başlangıcı ve Stalin. Yoldaşlar, burada bazıları, onun………olduğu ortaya çıktığında bunu kendi lehimize çevirebileceğimizden söz etti. Bu imkânsızdı, yoldaşlar. Savaş başlamıştı……düşman saldırıyordu ve eğer böyle bir anda Stalin’i görevden aldığımızı ilan etseydik……Yoldaşlar, Hitler’e bundan daha büyük bir armağan verilemezdi……(Salondan bir ses: Doğru, kolektifi yönetmek zorundaydı.) Kesinlikle, yönetmek zorundaydı. Yoldaşlar, tüm bunlar burada, bu toplantıda, Stalin’in ölümünden sonra kısaca açıklanıyor; ama siz somut koşulları [akılda tutmalısınız]. Savaş sürüyordu ve Stalin’in adı büyük bir rol oynuyordu ve biz aniden Stalin’i görevden aldığımızı açıklıyoruz. Yoldaşlar, bu yenilgidir. Bu, ülkenin sonu olurdu.

The Observer gazetesinin Hruşçov’un “gizli” konuşmasının İngilizce çevirisinin tam metnini yayımladığı 10 Haziran 1956 tarihli sayısının birinci sayfası
...Stalin eleştirilmelidir ve zaten onu nasıl eleştirdiğimizi görüyoruz. Ama yoldaşlar......bir insanı ne kadar karalamaya çalışırsanız çalışın, hak ettiğinden daha karanlık bir hâle getiremezsiniz. Elbette onun itibarını zedeleyebiliriz. Fakat bizden sonra, tıpkı katedrallerde ya da benzeri yerlerde, her ressamın kendi tarzınca katman katman boyadığı işleri söküp ortaya çıkaran restoratörler gibi insanlar çıkacaktır. İyi bir restoratör bütün o katmanları temizler, siler, yıkar ve şöyle der: “Gerçekten şu kişinin eserinin aslı budur; geri kalan her şey sonradan eklenmiş olandır.” Bu meselede de durum budur, yoldaşlar. Stalin, yoldaşlar, öyle bir figürdür ki, bu tarihi anlamaya çalışan pek çok tarihçinin kafa patlatmasına yol açacak; yine de öğrenilecek bir şeyler mutlaka kalacaktır. Stalin, Stalin’dir. Son derece karmaşık bir kişiliktir. Çok sayıda iyi yanı ama çok, çok daha fazla kötü yanı vardı. Şimdi, partinin doğru hareket çizgisini güçlendirebilmek için bu kötü yanlarla yüzleşmeye çalışıyoruz. Ancak Stalin, her hâlükârda, bizden, bizden sonra gelenlerden, çocuklarımızdan ve torunlarımızdan hak ettiğini alacaktır. O kendi üzerine düşen rolü oynadı ve öyle bir şekilde oynadı ki, bunu bilmek Tanrı’ya ve onunla birlikte çalışanlara kaldı. Bunu doğrudan söylüyorum, çünkü bu bir mücadele meselesi......Stalin'in kendi yöntemleri vardı. İşçi sınıfının başarılı olması, iktidarı ele geçirmesi için binlerce, milyonlarca işçinin ölmesi gerektiğini söyledi. Belki bu bir hataydı. Devrimci mücadelenin böyle bir anında, hatayla kurbanlar verilmesi mümkündür. Ama o, tarih beni affedecek diyor. Bu mümkün mü? Belki. Bütün mesele bu hataların boyutuyla ilgili. Bir yöntem meselesi. Çünkü onun uyguladığı dozajlar yanlıştı, çünkü yanlış bir önderlik yöntemi kullanıldı. Ve biz bunu engellemek istiyoruz. Yoldaşlar, biz de hataların yapılmayacağını garanti edemeyiz. Bizim de izin veremeyeceğimiz şeyler var; biz de insanları tutukladık ve muhtemelen gelecekte de tutuklamalar yapacağız. Bence siz de bunu yapmak zorunda kalacaksınız. Ama şimdi liberal olup herkese şefkatle yaklaşır, herkesin sırtını sıvazlarsanız, bu düşmanlar ellerinizi ısırıp koparırlar (ruki pootkusaiut). Bizim böyle düşmanlarımız var ve sizin de var. Muhtemelen sizde daha da fazlası vardır; çünkü siz bizden daha gençsiniz, biz daha çoğunu yok ettik ve siz onlara bizden daha yakınsınız. Bu yüzden, gelecekte de hataların yapılması mümkündür diye düşünüyorum. Şu anda, hiç kimsenin kafasından tek bir saç telinin bile düşmeyeceğinin garantisini veremem. Hayır. Yoldaşlar, bu çok karmaşık bir konu. Yoldaşlar, düşman gerçekten sinsi, düşman gerçekten öyle, hep öyleydi ve biz bu düşmanlarla, onları gördüğümüz her yerde ve belki de göremediğimiz yerlerde de savaşacağız. Örneğin, Ukrayna’da çalıştığım dönemde, düşmanlarımızı yok etmek için -hem de bir değil, birçoğunu- yine düşmanlarımızın ellerini kullandığımızı biliyorum. Biz bu kişileri……tanıyorduk……bazı sahte belgeler hazırladık. Bu belgeleri gizlice çeşitli yerlere yerleştirdik……onlar da tutuklandı, işkence gördü ve asıldı. Ama bunun zalimce olduğunu söyleyeceksiniz. Fakat yoldaşlar, biz düşmanla savaşıyoruz. Düşmana karşı bu yöntem kullanılır mı? Bence kullanılabilir. Şimdi bundan vaz mı geçelim? Örneğin ben, düşmanı yok etmek için kullanılacaksa, böyle bir yöntemi reddetmem……Eğer korkaklık edersek, bu bizim korkak olduğumuz anlamına gelir. İşte durum budur, sevgili yoldaşlar. (…)

(Alkışlar. Şiddetli alkışlar.)

Bitti

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder