24 Mayıs 2026

Sovyetler Birliği’nde Stalinizm ve alkolizm (5)

Hruşçov’dan Andropov’a alkolizmle mücadele

Alkol karşıtı kampanyayı destekleyen mitinglerden bir kare (1987)
Bir önceki bölümde Aleksandr Nemtsov’un, Mayıs 1985’te başlatılan alkol karşıtı kampanyayı son yarım yüzyılda dünyada benzeri olmayan bir girişim olarak tanımladığına işaret etmiştik. Dahası Nemtsov’a göre bu kampanya, alkol üretim ve tüketiminin Rusya’daki uzun tarihinde de eşi görülmemiş nitelikte bir olaydı: Devlet yalnızca alkol tüketimini önemli ölçüde ve çok kısa sürede azaltmakla kalmamış, 20. yüzyıl boyunca kamu maliyesinin istikrarlı gelir kaynaklarından biri olan alkol satışlarından elde edilen devlet gelirlerini de ilk kez ciddi biçimde düşürmüştü.

Bu istisnai niteliğine rağmen, 1985 yılında başlatılan alkol karşıtı kampanya, Sovyetler Birliği’nde sarhoşluk ve alkolizm sorununa karşı girişilen ilk büyük müdahale değildi. Hruşçov döneminden başlayarak parti ve devlet yönetimi, alkol tüketimini sınırlamak, iş disiplinini güçlendirmek, emek üretkenliğini artırmak, kaçak içki üretimini önlemek ve sarhoşluğun toplumsal sonuçlarını denetim altına almak için defalarca kampanya ve kısıtlama girişiminde bulunmuştu. Ancak bu girişimlerin hepsi aynı çelişkiye takıldı: Stalinist bürokrasi alkolizmi bir toplumsal sorun olarak değil, esas olarak fiyat, yasak, disiplin, propaganda ve polisiye denetim yoluyla çözülebilecek bir idari sorun olarak ele alıyordu.

1958 yılında SBKP Merkez Komitesi ve Sovyet hükümeti, savaş sonrası dönemin ilk büyük alkol karşıtı kararını kabul etti. CIA’in Nisan 1986 tarihli araştırma raporunda [*] yer alan kronolojiye göre Hruşçov dönemindeki bu program kapsamında votka fiyatı yüzde 20 artırıldı; satış saatleri 10.00-21.00 aralığıyla sınırlandırıldı; satış noktaları azaltıldı; restoranlarda içki satışı kısıtlandı. Aynı kronoloji, tüketimin bir yıl için yüzde 5,4 düştüğünü de belirtir. Ancak bu düşüş kalıcı olmadı.

Kaçak içki üretiminde kullanılan ev yapımı damıtma düzeneğiyle yakalanan bir Sovyet yurttaşı.
Bunun nedeni yalnızca önlemlerin sınırlı kalması değildi. Daha derindeki sorun, devletin alkol politikalarının kendi içinde çelişkili olmasıydı. Bir yandan votka fiyatları artırılıyor, satış saatleri daraltılıyor ve samogonla (evde kaçak damıtılan içkiyle) mücadele ediliyor; diğer yandan şarap üretimi artırılıyor, fiyatlar düşürülüyor, şeker üretimi ve Küba’dan yapılan şeker ithalatı hem devletin alkol üretimini hem de kaçak damıtımı besleyen bir zemin yaratıyordu. Nemtsov’un aktardığına göre, 1958 kararının uygulanmaya başlamasından sonraki ilk iki ayda halkın kendi isteğiyle teslim ettiği ya da milis kuvvetlerince ele geçirilen 20 binden fazla kaçak içki düzeneği vardı. Fakat bu önlemler kaçak içki üretimini durduramadı; 1960’ta kaçak alkol satışları kişi başına 5,2 litreyle resmî devlet satışlarını, yani 4,6 litreyi geçmişti. [**]

Bu ilk girişim, sonraki kampanyalarda da tekrar edecek bir örüntüyü açıkça ortaya koyuyordu: devlet alkol tüketimini sınırlamak istiyor, fakat alkolü hem bütçe gelirleri hem de tüketim malları arzı açısından vazgeçilmez bir araç olarak kullanmaya devam ediyordu. Dolayısıyla sorun, yalnızca “halkın kötü alışkanlıkları”ndan ya da bireysel zaaflardan kaynaklanmıyordu. Alkolizmi yeniden üreten mekanizmalar, Sovyet ekonomisinin ve bürokratik yönetim tarzının kendi içinde yer alıyordu.

Brejnev döneminde ikinci büyük müdahale 1972 kararında ifadesini buldu. Bu kez önlemler daha sertti. Nemtsov, 1972 kararının özellikle katı olduğunu; idari önlemlerin artırıldığını, votka fiyatlarının yükseltildiğini, iş günlerinde saat 11.00’den önce alkol satışının yasaklandığını ve pazar günleri satışın durdurulduğunu belirtir. Dünya Sağlık Örgütü’nün Rusya’nın alkol politikaları üzerine hazırladığı çalışmada da 1972 kararı, Hruşçov’un 1958 girişimi ile Gorbaçov’un 1985 kampanyası arasında ikinci büyük Sovyet alkol karşıtı kampanyası olarak anılır. [***]

Brejnev dönemi önlemleri yalnızca satış kısıtlamalarından ibaret değildi. Kaçak içki üretimine yönelik kovuşturmalar geçici olarak yoğunlaştırıldı; ayıltma merkezleri kent yaşamının bir parçası hâline geldi; alkol bağımlılığı ve iş disiplini ihlalleri arasında doğrudan bağ kuran uygulamalar yaygınlaştı. 1967’de alkol bağımlıları ve kamu düzenini ya da iş disiplinini ihlal edenler için zorunlu tedavi ve çalıştırma yoluyla “yeniden eğitim” sistemi hukuki dayanak kazanmıştı. Bu kişiler, mahkeme kararına bağlı olarak altı aydan iki yıla kadar özel çalışma-terapi merkezlerinde tutulabiliyordu. 1976’da ise alkol ve uyuşturucu bağımlılığıyla ilgilenmek üzere özel narkoloji hizmeti kuruldu; büyük fabrikalarda ve üretim tesislerinde dahi narkoloji istasyonları oluşturuldu.

Ancak Brejnev döneminin alkol politikası da baştan sona çelişkilerle doluydu. Bir yandan votka tüketiminin sınırlandırılması ve samogonla mücadele hedefleniyor, diğer yandan şarap ve bira üretiminin artırılması planlanıyordu. Böylece alkolizme karşı mücadele, daha az sert içki ve daha fazla düşük alkollü içki tüketimi gibi sınırlı bir ikame politikasına indirgeniyordu. Fakat bu politika, alkolizmin toplumsal köklerini ortadan kaldırmadığı gibi, devletin alkol gelirlerine bağımlılığını da sorgulamıyordu.

1970’lerin sonu ve 1980’lerin başında, yani Brejnev rejiminin son yıllarında, alkol karşıtı önlemler yeniden yoğunlaştırıldı. CIA’in kronolojisine göre 1979-82 döneminde alkol fiyatları yüzde 17 ile 27 arasında artırıldı; eğitim ve propaganda faaliyetleri çoğaltıldı; mevcut yasal önlemlerin uygulanması sıkılaştırıldı. [****] Fakat aynı dönemde devletin alkol üretimi artmaya devam etti, samogon üretimi de keskin biçimde yükseldi. Bu tablo, Sovyet bürokrasisinin alkol sorununa yaklaşımındaki temel çıkmazı bir kez daha gösteriyordu: rejim, alkolün yol açtığı toplumsal ve ekonomik yıkımdan rahatsızdı; ama alkol üretiminden ve satışından bütünüyle vazgeçebilecek bir toplumsal-ekonomik yapıya da sahip değildi.

Andropov dönemi, 1985 kampanyasına giden yolda özellikle önemlidir. Andropov’un kısa iktidarı, genel olarak iş disiplini, verimlilik, yolsuzlukla mücadele ve emek üretkenliğini artırma hedefleriyle anılır. Nemtsov’un aktardığına göre, Andropov daha KGB başkanıyken, 1982 başında Politbüro üyelerine sarhoşlukla mücadelenin güçlendirilmesi gerektiğini bildiren bir memorandum göndermişti. Politbüro bunun üzerine A. Pelşe başkanlığında bir komisyon oluşturdu. İlginç olan, hazırlanan ilk taslağın idari ve cezalandırıcı önlemlerin alkolizm sorununun köklerine inemeyeceğini kabul etmesiydi. Taslak, uzun vadeli ve sistematik bir mücadele gerektiğini belirtiyor; ilk adım olarak sek şarap ve bira üretiminin artırılmasını, alkollü içkilerin bardakla satıldığı kafe ve işletmeler ağının genişletilmesini öneriyordu. [*****]

Fakat bu daha “liberal” taslak hayata geçmedi. Brejnev’in Kasım 1982’de, Pelşe’nin ise 1983’te ölmesiyle süreç başka bir yöne evrildi. Solomentsev’in anti-alkol mevzuatıyla ilgili komisyonun başına geçmesi ve Andropov’un ülke genelinde disiplini sertleştirme çizgisi, daha ağır idari önlemlerin önünü açtı. Aynı dönemde Andropov daha ucuz bir votka türünün satışını da onayladı. Halk arasında “Andropovka” ya da “şkolnitsa” olarak anılan bu ucuz votka, büyük olasılıkla alkol karşıtı önlemleri daha kabul edilebilir kılma amacı taşıyordu. Bu bile dönemin çelişkisini özetlemeye yeter: rejim bir yandan “ayıklığı” ve iş disiplinini savunuyor, diğer yandan daha ucuz votkayı piyasaya sürüyordu.

1985 tarihli SSCB posta pulu,
“Ayık olmak yaşamın kuralıdır”
1985 kampanyasını önceleyen girişimlerin ortak özelliği, alkolizmi doğuran toplumsal koşulları sorgulamadan sorunu idari kararname ve tedbirlerle denetim altına almaya çalışmalarıydı. Sosyalist demokrasinin yokluğu, üretim ilişkileri, çalışma düzeni, gündelik hayatın sıkışmışlığı, tüketim malları kıtlığı, toplumu derinden saran yabancılaşma, devletin alkol gelirlerine bağımlılığı ve bürokratik yönetim tarzı bu sorgulamanın dışında bırakılıyordu. Kremlin bürokrasisinin kendi maddi çıkarları gereği başka türlü davranması mümkün değildi.

1985’in farkı, Sovyetler Birliği’nde ekonomik sorunların iyice ağırlaştığı koşullarda, daha önce denenmiş araçların bu kez çok daha hızlı, çok daha sert ve çok daha geniş ölçekli biçimde uygulanmasıydı. Satış saatlerinin daraltılması, fiyat artışları, üretim kısıtlamaları, propaganda, disiplin önlemleri, parti denetimindeki “gönüllü” cemiyetler ve kültürel alana müdahaleler, daha önceki kampanyalarda parça parça denenmiş yöntemlerin yoğunlaştırılmış bir bileşimiydi. Üstelik bu kez Kremlin bürokrasisi, 20. yüzyıl boyunca devlet bütçesinin istikrarlı kaynaklarından biri olan alkol gelirlerini bile ciddi biçimde düşürmeyi göze almıştı.

Ne var ki daha önceki bütün girişimlerde olduğu gibi, 1985 kampanyası da sorunun köklerine inmeyen bürokratik bir müdahale olarak biçimlendi. Önceki kampanyaların başarısızlığı, Stalinist rejime alkolizmin toplumsal kaynaklarını kavrama olanağı sağlamadı. Tersine, aynı reçeteler daha büyük bir idari şiddetle yeniden uygulandı. Bu nedenle 1985 kampanyasının sonuçları da yalnızca alkol tüketimindeki geçici düşüşle değil, bütçe gelirlerindeki çöküş, kaçak içki üretiminin yaygınlaşması, şeker kıtlığı, toplumsal hoşnutsuzluk ve rejimin meşruiyetinde yeni çatlaklarla birlikte ele alınmalıdır. Sonraki bölümlerde bu sonuçları ele alacağız.

[*] CIA, Gorbachev’s Campaign Against Alcohol, Nisan 1986, s. 7.

[**] Aleksandr Nemtsov, A Contemporary History of Alcohol in Russia, çev. Howard M. Goldfinger ve Andrew Stickley, Södertörns högskola, 2011, s. 91-92.

[***] WHO Regional Office for Europe, Alcohol Policy Impact Case Study: The Effects of Alcohol Control Measures on Mortality and Life Expectancy in the Russian Federation, Copenhagen, 2019, s. 2.

[****] CIA, a.g.e., s. 7.

[*****] Nemtsov, a.g.e., s. 100-101.

Devam edecek

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder