08 Temmuz 2026

Sovyetler Birliği’nde Stalinizm ve alkolizm (9)

Kampanyanın krizi ve sönümlenmesi

“Eski güzel Brejnev günlerini geri verin!” D. Oboznenko’nun 1989 tarihli posteri, alkol üzerinden Brejnev dönemine duyulan nostaljiyi hicvediyor.
1987 yılının ortalarına gelindiğinde, Gorbaçov yönetiminin 1985’te büyük bir siyasal seferberlik havası içinde başlattığı alkol karşıtı kampanya ciddi bir tıkanmayla karşı karşıya kalmıştı. Resmî istatistikler hâlâ alkol tüketiminde, suç oranlarında, trafik kazalarında ve işe devamsızlıkta önemli düşüşler yaşandığını ileri sürüyor; kampanyanın başarı anlatısı bütünüyle terk edilmiyordu. Ancak artık merkezî parti belgelerinde, Sovyet basınında ve kamuoyu yoklamalarında uygulamanın sınırlarına dayandığını gösteren işaretler giderek daha açık biçimde görünür hâle gelmişti.

SBKP Merkez Komitesi’nin Haziran 1987’de yayımladığı açıklama bu açıdan önemliydi. Açıklama, “ayıklığın hayatın normu hâline getirilmesi” hedefinden vazgeçildiğini söylemiyor, tersine kampanyanın kararlılıkla sürdürüleceğini ilan ediyordu. Fakat aynı metin, uygulamanın “her yerde gereken sebat, ataklık ve tutarlılıkla” yürütülmediğini; parti ve devlet görevlilerinin bir bölümünün kampanyaya ilgisini kaybettiğini; hatta bazılarının bizzat içkiye meyilli olduğunu kabul etmek zorunda kalıyordu. Daha önemlisi, sarhoşluk ve alkolizmin “gürültülü ve kısa vadeli kampanyalarla” ortadan kaldırılamayacağının yeterince kavranamadığı belirtiliyordu.

Sorunlar, Merkez Komitesi’nin açıklamasında öne sürüldüğü gibi yalnızca uygulama gevşekliğinden kaynaklanmıyordu. Kampanyanın temel mantığı, alkol sorununu toplumsal köklerinden kopararak idari yasaklar, fiyat artışları, cezalar ve ahlakçı propaganda yoluyla çözmeye dayanıyordu. Resmî içki satış kanalları daraltılmış, fiyatlar artırılmış, satış saatleri ve noktaları kısıtlanmıştı. Fakat bu önlemler alkol talebini ortadan kaldırmadı; onu kayıt dışı, denetimsiz ve çoğu zaman çok daha tehlikeli kanallara itti.

Bu tıkanmanın en ağır sonuçlarından biri, samogon üretiminin ve zehirli ikame maddelerin kullanımının yaygınlaşmasıydı. Resmî kanallardan alkole erişimi zorlaşan insanlar, ev yapımı kaçak içkilere, ucuz kolonyalara, losyonlara, parfümlere, çözücülere, metanole, antifrize ve başka kimyasal maddelere yöneliyordu.

Kampanyanın resmî başarı anlatısını sorgulatan temel nokta da buradaydı. Resmî alkol satışları gerçekten düşmüş olabilirdi; fakat bu düşüş gerçek alkol tüketimindeki azalmayı olduğundan büyük gösteriyordu. Bu çelişki aşağıdaki grafikte de açık biçimde görülüyor:

Rusya’da resmî alkol satışları ve tahminî samogon üretimi, 1980-1992
Kişi başına yılda litre saf alkol

Kaynak: Christina Gathmann ve Marijke Welisch, “The Gorbachev Anti-Alcohol Campaign and Russia’s Mortality Crisis”, CESifo DICE Report, 4/2012, s. 64. Grafikteki resmî alkol satış verileri Goskomstat ve Rosstat’ın yıllık istatistik derlemelerine; yasa dışı alkol üretimine ilişkin tahminler ise Nemtsov’un hesaplamalarının genişletilmesine dayanmaktadır.
Kampanya yıllarında resmî alkol satışları sert biçimde gerilerken, tahminî samogon üretimi ters yönde yükseliyordu. Bu durum, kampanyanın alkol talebinin önemli bir bölümünü ortadan kaldırmak yerine kayıt dışı üretime ve karaborsaya ittiğini gösteriyordu.

Samogon Sovyet toplumunda zaten köklü bir olguydu; özellikle kırsal kesimde küçük hizmetlerin karşılığında ödeme aracı, eğlence ve teselli aracı, gündelik hayatın gayri resmî değiş tokuş ilişkilerinin bir parçası olarak kullanılıyordu. Odun taşıtmak, bahçe işlerini yaptırmak, ev tamiri gibi işler için bir şişe ev yapımı içki hazırlamak birçok yerde olağan bir pratikti. Bu nedenle kampanya, yalnızca yasa dışı içki üretimiyle değil, Sovyet toplumunun kıtlıklar, hizmet darboğazları, resmî dağıtım kanallarının yetersizliği ve kayıt dışı ekonomi ağlarıyla iç içe geçmiş daha geniş bir gerçekliğiyle karşı karşıyaydı.

Kaçak içki üretiminin hızla büyümesi, şeker arzında da ciddi sıkıntılar yarattı. 1986 ve 1987’de şeker satışlarında olağanüstü bir artış yaşandı; iki yıl içindeki artış, 1970-1980 arasındaki on yıllık toplam artışa ulaştı. Sovyetler Birliği dünyanın önde gelen şeker üreticilerinden biri olmasına rağmen, samogon üretimi için ortaya çıkan hammadde talebi öylesine büyüktü ki, 1987’de ülkedeki şeker üretiminin yaklaşık onda birinin kaçak içki yapımında kullanıldığı tahmin ediliyordu. Meyve hırsızlıkları da ev yapımı şarap üretiminin yaygınlaşmasıyla birlikte artıyordu.

“Üç yüz bardak çay. Şekeri ayrı verin!” Krokodil, sayı 15, 1988.
Dahası, bu süreç yer yer örgütlü suç ilişkilerini de beslemeye başladı. Şekerin ve başka hammaddelerin çalınması, içki fabrikalarından votka ve sert içkilerin zimmete geçirilmesi, polis ve fabrika yöneticilerinin rüşvetle bu ağlara dahil edilmesi gibi örnekler, kampanyanın yarattığı fiilî yarı-yasak koşullarının karaborsa ve proto-mafya ağlarına yeni bir hareket alanı açtığını gösteriyordu. Brejnev döneminde kıtlıklar, rüşvet, kayıt dışı ekonomi ve karaborsa içinde palazlanan bu ağlar, kampanyanın yarattığı yeni faaliyet ve kârlılık alanlarından yararlanıyordu.

Kampanyanın krizi propaganda düzeyinde de kendini gösterdi. Parti aygıtı medyayı hâlâ kampanyanın temel seferberlik araçlarından biri olarak görüyordu. 1986’nın son iki ayında merkezî basında konuyla ilgili yüzün üzerinde makale yayımlanmış, televizyonda elliden fazla yayın yapılmıştı. Ancak Merkez Komite Sekretaryası’na göre medya kampanyayı yeterince sistematik, yaratıcı ve etkili biçimde işlemiyordu. Gazeteciler samogon üretimindeki artışa ve alkol tüketiminin ev içine kaymasına gecikmeli tepki veriyor; alkolsüz ürün üretimine geçişi geciktiren bakanlıklar çoğu kez eleştirinin dışında kalıyordu. 1988’e gelindiğinde alkol sorununa ilişkin yazıların sayısı 1985’tekinin yarısından aza düşmüş, yayımlanan yazılar da daha yüzeysel hâle gelmişti. Başka bir deyişle, kampanyanın ideolojik seferberlik kapasitesi de etkisini kaybediyordu.

Toplumsal hoşnutsuzluk kamuoyu yoklamalarına da yansıyordu. 1987’den itibaren daha düzenli yapılmaya başlanan Sovyet kamuoyu araştırmaları, halkın önemli bir bölümünün kampanyanın uygulanış biçiminden memnun olmadığını ve beklenen sonuçların alınamadığını düşündüğünü gösteriyordu. Bu hoşnutsuzluk giderek Gorbaçov’un şahsına da yöneldi. Gorbaçov anılarında, insanların saatlerce kuyrukta beklemekten ve özel bir vesileyle bile votka ya da şarap alamamaktan bıktığını, öfkenin en çok “her şeyden sorumlu tutulan” Genel Sekreter’e yöneldiğini kabul eder. Ona takılan “Maden Suyu Sekreteri” lakabı, bu toplumsal tepkinin sembollerinden biri hâline gelmişti.

Kampanyanın bürokratik örgütlenmesinin en önemli araçlarından biri olan Tüm Birlik Gönüllü Ayıklık Mücadelesi Cemiyeti de aynı dönemde krize sürüklendi. Kuruluşundan kısa süre sonra 450 bin şubeye ulaşan, binlerce yerel büro ve 6.500 kişilik sürekli kadroyla çalışan bu devasa örgüt, üye aidatları harcamalarını karşılamaya yetmeyen ve açıkları merkezî devlet bütçesi tarafında finanse edilen masraflı bir bürokratik aygıta dönüşmüştü. Üstelik Cemiyet’in kendi pratiği de “ayıklık” iddiasıyla açıkça çelişiyordu: Ogonyok dergisine göre üyelerin en az üçte biri içki içiyor, bazı şube başkanları ayıltma merkezlerinde son buluyor, işçiler fabrikalardaki toplantılara fiilen zorla götürülüyordu. Böylece “gönüllü toplumsal seferberlik” görüntüsü giderek inandırıcılığını yitiriyordu.

“Ayıklık Cemiyeti, İlçe Şubesi.” Krokodil, sayı 35, 1988.
Ekim 1988’de Merkez Komite Sekretaryası Cemiyet’in çalışmalarını “yeniden yapılandırma” kararı aldı. Tam zamanlı aygıtın yarı yarıya azaltılması, “gerçek ayıklık gönüllüleri”nin korunması ve faaliyetlerin daha geniş “alkol karşıtı eğitim merkezleri”ne yöneltilmesi önerildi. Fakat bu düzenlemeler temel bir iyileşme sağlamadı. İçki satışına ilişkin kısıtlamaların gevşetilmesi, Cemiyet’in tasfiye edilebileceği söylentileri, üyeler arasında moral bozukluğunu artırdı. Şubeler kapanmaya, faaliyetler zayıflamaya başladı. Kampanyanın başında kitlesel destek görüntüsü yaratmak için kullanılan bu örgüt, 1988’den itibaren geri çekilişin ve çözülüşün sembollerinden biri hâline geldi.

Sonuçta, Ekim 1988’de Merkez Komite’nin aldığı yeni bir kararla, alkolizmle mücadelenin bu biçimine fiilen son verildi. Bu, kampanya kapsamındaki bütün uygulamaların bir anda ortadan kalktığı anlamına gelmiyordu; bazı kısıtlamalar, yüksek fiyatlar ve üretimdeki gecikmeli uyarlamalar bir süre daha devam etti. Ancak siyasal ağırlık merkezi değişmişti. Gorbaçov yönetimi, derinleşen ekonomik kriz karşısında artık perestroykayı hızlandırmaya, işletme özerkliğine, kâr ölçütlerine, sözleşme ilişkilerine ve piyasa mekanizmalarına daha geniş alan açmaya yöneliyordu. Alkol karşıtı kampanya ise açık bir bilanço çıkarılmadan, toplum önünde demokratik bir tartışmaya konu edilmeden, yine bütünüyle bürokratik bir biçimde sönümlenmeye bırakıldı.

Kampanya sönümlenirken, onun yerini giderek daha açık biçimde işçi sınıfını piyasa disipliniyle terbiye etmeyi hedefleyen yeni bir reform çizgisi almaya başladı. Gorbaçov’un danışmanlarından Nikolay Şmelev’in 1989’da işini kaybetme tehdidini “tembelliğe, sarhoşluğa ve sorumsuzluğa karşı” en etkili ilaç olarak sunması bu dönüşümün anlamını özetliyordu.

Böylece alkol karşıtı kampanyanın sönümlenmesi, yalnızca başarısız bir halk sağlığı politikasının sonu değil; Stalinist bürokrasinin idari baskı ve ahlakçı seferberlikten piyasa disiplini ve kapitalist restorasyon yönündeki reformlara geçişinin de anlamlı bir göstergesi hâline geliyordu.

Devam edecek

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder