Çağdaş Stalinist “tarihçiler”:
Bill Bland (3)
![]() |
| Bill Bland |
Tarihsel olarak
savunulması mümkün olmayan bu narkozsuz ideolojik operasyonun amacı, işçi
sınıfını burjuvaziye siyasal olarak tabi kılan karşı-devrimci bir politikadan
Stalin’i aklamaktı. Bunun için, felaketlere yol açan siyasi çizginin
sorumluluğu onun bir astına, Komintern’in başına bizzat Stalin tarafından
getirilmiş olan Dimitrov’a aktarılıyordu. Bu amaçla Dimitrov’un emperyalizmin
ve hatta Nazizmin ajanı olduğu öne sürülüyordu.
Tarihsel
gerçekleri çarpıtan bu operasyonun ardından, Bland’ın anlatısında Stalin doğru
olanı, devrimci politikaları temsil etmeyi sürdürüyor; işçi sınıfını üretim
araçları üzerinde özel mülkiyetin ve kapitalist devletin savunucusu konumuna
düşüren Halk Cephesi politikaları ise çevresindeki kişilerin eseri sayılıyordu.
Bland, atipik bir Stalinist ideolojik operasyonu gerçekleştirmek için tipik bir Stalinist
manevraya başvuruyordu.
Komintern ile
Stalin arasındaki iktidar ilişkisini tersine çevirmeye çalışan bu iddianın
tarihsel gerçeklerle bağdaşmadığını, hatta düpedüz saçma olduğunu görmek için
Doğu Avrupa’da ve Sovyetler Birliği’nde Stalinist rejimlerin çökmesinin
ardından kısmen açılan arşivleri beklemek gerekmiyordu. İddianın ilk ortaya
atıldığı, konuyla ilgili çeşitli belgelerin henüz gün ışığına çıkmadığı dönemde
de Bland’ın bu “tezlerinin” inandırıcı bir yanı yoktu.
Ancak sonradan açılan arşivler, Stalin ile Dimitrov arasındaki ilişkinin nasıl işlediğini çok daha ayrıntılı biçimde incelemeyi mümkün kıldı. Bu belgelerden önemli bir seçki, 2000 yılında, Bland’ın ölümünden yaklaşık bir yıl önce, Yale University Press’in Annals of Communism dizisinde yayımlanan Dimitrov and Stalin, 1934-1943: Letters from the Soviet Archives adlı kitapta bir araya getirildi.[1]
Alexander Dallin
ve Fridrih İgoreviç Firsov’un yayına hazırladığı eser, ağırlıkla Dimitrov’un
Stalin’e gönderdiği elliden fazla gizli mektubu ve Komintern’in faaliyetlerine
ilişkin belgeleri içeriyor. Stalin’in bazı belgelere düştüğü notlar,
Dimitrov’un günlüğünden aktarılan kayıtlar ve editörlerin açıklamaları,
yazışmaların siyasi bağlamını tamamlıyor.
Bu belgeler,
Bland’ın savunduğu hikâyenin gerçeklerle bağdaşmadığını ortaya koyuyor.
Dimitrov, Stalin’in yetki ve etki alanının dışında kalabilmiş, Komintern’in
siyasi çizgisini diğer “gizli revizyonistlerle” birlikte belirlemiş bir lider
değil; önemli meseleleri Stalin’e ve onun yakın çevresine ileten, onlardan
görüş ve talimat bekleyen bir Komintern yöneticisi. Halk Cephesi politikasına
geçiş de dâhil olmak üzere, temel stratejik yönelişlerde belirleyici otorite
ise Stalin ve onun başında bulunduğu Kremlin bürokrasisi.
Bu, Dimitrov’un
tamamen edilgen bir konumda olduğu, hiçbir öneri geliştirmediği ya da
politikaların oluşturulmasında rol oynamadığı anlamına gelmiyor elbette.
Nitekim kitapta onun Temmuz 1934’te sunduğu politika değişikliği önerisi,
Stalin’in üzerine düştüğü notlarla birlikte yer alıyor. Ancak bu tür öneriler
geliştirmekle nihai siyasi otoriteye sahip olmak aynı şey değil. Dimitrov’un ikincil
düzeyde kalan “katkıları”, Stalin’e tabi olduğu iktidar ilişkisi içinde
şekilleniyor ve bu katkıdan hareketle Stalin’i politikanın sorumluluğundan
çıkarmak mümkün değil.
Bland’ın,
ölümünden yaklaşık bir yıl önce yayımlanan bu kitaptan haberdar olup olmadığını
ya da onu okuma fırsatı bulup bulmadığını bilmiyoruz. Yaşamının son aylarındaki
sağlık durumunun kitabı okuyup değerlendirmesine ne ölçüde elverdiği konusunda
da elimizde yeterli bilgi yok.
Ancak Bland’ın
bugünkü takipçileri, yani onu önemli bir Marksist teorisyen ve tarihçi olarak
görenler açısından aynı belirsizlikler bir mazeret oluşturamaz. Sonuçta kitap
çeyrek asrı aşan bir süre önce yayımlandı ve o zamandan beri okurların
erişimine açık.
Yukarıda da
belirttiğim gibi, Bland’ın ve örgütünün Dimitrov’la ilgili ipe sapa gelmez
iddialarının saçmalığını görmek için bu kitaba ihtiyacımız yoktu. Ancak “yeni”
ve inkârı mümkün olmayan belgeler ve olgular karşısında bu iddiaları savunmayı
sürdürmek, tarihsel gerçekliğe karşı daha da ağır bir suç işlemek anlamına
geliyor. Bland’ı önemli bir Marksist tarihçi olarak öne çıkaranların, onun bu
iddialarıyla hesaplaşmaları gerekir.
Üstelik Bland’ı bugün hâlâ el üstünde tutan Stalinistlerin hesaplaşması gereken, Stalinist rejimlerin çöküşünden sonra yayımlanmış bir başka önemli kaynak daha var: Dimitrov’un günlüğü. İlk kez 1997’de Bulgarca yayımlanan günlük, 2003’te Ivo Banac’ın yayına hazırladığı kısaltılmış bir İngilizce baskıyla okura sunuldu. Türkçe çevirisi ise Rüstem Aziz tarafından yapıldı ve TÜSTAV tarafından 2004-2005 yıllarında üç cilt olarak yayımlandı.[2]
Günlük,
yazışmaları tamamlayan önemli bir kaynak: Dimitrov’un Stalin’le görüşmelerini,
ondan aldığı talimatları ve Komintern’in siyasi çizgisinin nasıl şekillendiğini
kendi kayıtlarından izlememizi sağlıyor.
Bir sonraki
bölümde, Bland’ın belgelerle ortaya konmuş bir başka tarihsel olguyu nasıl akıl
almaz bir pişkinlikle inkâr ettiğini ele alarak bu mini diziyi bitireceğim.
[1] Alexander
Dallin ve Fridrikh Igorevich Firsov (haz.), Dimitrov and Stalin, 1934-1943:
Letters from the Soviet Archives, Rusça belgeleri İngilizceye çeviren Vadim
A. Staklo, Annals of Communism, Yale University Press, New Haven ve
Londra, 2000.
[2] Georgi
Dimitrov, The Diary of Georgi Dimitrov, 1933-1949, giriş ve yayına
hazırlama: Ivo Banac; Almanca bölümleri çeviren Jane T. Hedges, Rusça bölümleri
çeviren Timothy D. Sergay, Bulgarca bölümleri çeviren Irina Faion, Yale
University Press, New Haven ve Londra, 2003. Türkçe baskı: Georgi Dimitrov, Günlük,
çev. Rüstem Aziz, TÜSTAV, İstanbul; c. 1: 9 Mart 1933–31 Ağustos 1939,
2004; c. 2: 1 Eylül 1939–5 Mayıs 1945, 2004; c. 3: 6 Mayıs 1945-6
Şubat 1949, 2005.
Devam edecek



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder