04 Mart 2026

Hruşçov’un anıları ne söylüyor?

Sovyetlerin Türkiye’den toprak talebi meselesi

1950’lerin ortalarından 1964’e kadar Sovyetler Birliği’nin fiilî lideri olan Nikita Hruşçov, anılarının ikinci cildinde [*], İkinci Dünya Savaşı’nın bitiminde Sovyetler Birliği’nin Türkiye’den toprak talep ettiğini açık biçimde teyit ediyor:

O dönemde Batı Almanya, saldırgan bir politika izleyen işgalcilerin emirlerine tabi olan işgal altındaki bir ülke olarak dünya siyasetinde hiçbir etkiye sahip değildi. Keşif uçakları, özellikle sınır bölgelerinde, Doğu Almanya ve Çekoslovakya üzerinde neredeyse kesintisiz uçuşlar yapıyordu. Bu tür uçuşlar Stalin’in ölümünden sonra da devam etti. Ardından Bulgaristan ve Sovyetler Birliği toprakları üzerinde uçmaya başladılar; Karadeniz kıyısı ve diğer deniz kıyılarındaki sınırlarımızı ihlal ettiler ve Türkiye’deki konumlarını güçlendirdiler. Çünkü Stalin döneminde SSCB, Türkiye’nin topraklarına yönelik taleplerde bulunarak Türkiye ile ilişkilerini bozmuştu. Beria, Türkiye sorunu konusunda Stalin’i kışkırttı. Türkiye’ye resmen başvurarak toprak taleplerimizi ileri sürmemizi önerdi. Bu politika Türkleri Amerika Birleşik Devletleri’nin kucağına itti. Amerikan casusları Sovyet Transkafkasya sınırı boyunca faaliyet göstermeye başladı. Sözde Nuh’un Gemisi’nin izlerini araştırmak için düzenlenen bir keşif gezisini, Ağrı Dağı çevresinde Ermenistan’a yaklaşım yollarını keşfetmek için kullandılar. İşte böyle bir durum ortaya çıkmıştı ve Stalin, özellikle Kore’deki yenilgiden sonra, bunu savaş öncesi bir durum olarak değerlendiriyordu. (s. 426-427)

Hruşçov bu pasajda şu hususları vurguluyor:

  • İkinci Dünya Savaşı biterken Türkiye’ye karşı toprak talepleri ileri sürüldü.
  • Bu politika Türkiye’yi ABD’nin kucağına itti.
  • Sonuç olarak Sovyetler Birliği’nin güvenliği zayıfladı ve emperyalist kampın eli güçlendi.

Soldan sağa: Voroşilov, Beria, Hruşçov ve Malenkov (Stalin'in cenaze töreninde - 1953) 
Pasajda ayrıca dikkat çeken bir unsur, Türkiye politikasında Lavrentiy Beria’nın rolüne yapılan vurgu. Hruşçov, Stalin’i bu konuda teşvik eden ve yanlışa sürükleyenin Beria olduğunu ileri sürüyor. Ancak bu değerlendirmenin ihtiyatla karşılanması gerekir. Stalin döneminde Sovyet dış politikasının başlıca mimarı bizzat Stalin’di. Bugüne kadar yaptığım okumalarda, Beria’nın güvenlik aygıtı üzerindeki büyük etkisine rağmen dış politika kararlarının merkezinde yer aldığına dair bir kanıta rastlamadım. Bu nedenle Hruşçov’un bu konuda Beria’ya atfettiği olumsuz rolün abartılmış olması güçlü bir olasılıktır. Bunun bir nedeni de hiç kuşkusuz Hruşçov’un Beria ile olan sert siyasi hesaplaşmasıdır. Stalin’in ölümünden sonra Beria’nın tasfiyesini örgütleyen ve idam edilmesini sağlayan liderlerden biri bizzat Hruşçov’du.

Molotov
Stalin’in “sağ kolu” olarak adlandırılan dönemin dışişleri bakanı Molotov, Sovyet gazeteci ve yazar Feliks Çuyev ile yaptığı uzun söyleşilerde Sovyetler Birliği’nin 1945 yılında Türkiye’den toprak talep ettiğini açıkça kabul eder. [**] Hatta bu taleplerin içeriğini Hruşçov’dan daha somut bir biçimde dile getirir. Ancak Hruşçov’dan farklı olarak Molotov, bu politikanın gerekçelerini savunmaya çalışır ve bunları meşru bir güvenlik talebi olarak görür.

Burada Molotov kabaca şöyle bir mantık yürütmektedir:

  • Türkiye savaş sırasında Sovyetler Birliği’ne karşı dostça davranmadı.
  • Boğazlar Sovyet güvenliği için hayati öneme sahipti.
  • Bu nedenle Sovyetler Birliği (Stalin) daha güçlü bir konum talep etmekte haklıydı.

Molotov’un bakış açısıyla asıl sorun taleplerin diplomatik açıdan gerçekçi olmamasıdır. Molotov, gerçekçi olmadığı için başarılı sonuç vermediğini düşündüğü bu girişimin Türkiye’nin emperyalist Batı kampına yönelmesini hızlandırdığını da kabul eder.

Dolayısıyla Hruşçov ve Molotov farklı siyasi değerlendirmeler yapsalar da iki önemli noktada örtüşürler: Sovyetler Birliği gerçekten Türkiye’den toprak talep etmiştir ve bu politika Türkiye’nin emperyalist kampla yakınlaşmasını hızlandırmıştır.

Sonuç olarak birbirine düşman iki tanıklık, belirli kaçınılmaz gölge farklarıyla da olsa, aynı olguyu doğrulamaktadır.

[*] Nikita Khrushchev, Memoirs of Nikita Khrushchev (Vol. 2) - Reformer (1945-1964), ed. Sergei Khrushchev, çev. George Shriver, The Pennsylvania State University Press, Pennsylvania, 2006.

Görevden alındıktan sonra Moskova yakınlarında görece izole bir hayat süren Hruşçov, bu dönemde uzun anı kayıtları bıraktı. Hruşçov’un anıları İngilizceye üç cilt hâlinde çevrildi ve bu ciltler farklı tarihlerde, yaklaşık yirmi yıllık bir zaman aralığında yayımlandı.

İlk cilt Khrushchev Remembers başlığı ile 1970’te yayımlandı ve kitabın editörlüğünü ve çevirmenliğini Strobe Talbott yaptı.

Kitabın Türkçe çevirisi aynı yıl Milliyet gazetesinde tefrika edilmeye başlandı. Bir yıl sonra ise Şubat 1971’de kitap Milliyet Yayınları tarafından Kruşçev'in Anıları başlığı altında yayımlandı. Yayınevinin “Tarih Dizisi”nden çıkan ve iki cilt hâlinde basılan kitabın birinci cildini Mehmet Harmancı, ikinci cildini ise M. Ali Kayabal İngilizceden Türkçeye çevirdi.

1974 yılında yayımlanan ikinci cilt Khrushchev Remembers: The Last Testament başlığını taşıyordu ve bu cildin çeviri ve editörlüğü de Strobe Talbott’a aitti.

Yalçın Küçük
Türkiye’den toprak talep edilmesiyle ilgili pasaj bu ciltte de yer almaktadır. Dolayısıyla 1979 yılında yayımladığı Türkiye Üzerine Tezler 2 başlıklı kitabında Sovyetler Birliği’nin 1945’te Türkiye’den toprak ve Boğazlarda üs talebinde bulunmadığını, bunun bir “Soğuk Savaş masalı” olduğunu söyleyen ve bu iddiasını daha sonraki yıllarda da tekrar eden Yalçın Küçük’ün Khrushchev Remembers: The Last Testament’ı ya okumadığı ya da okuduysa bile bilerek dikkate almadığı anlaşılıyor. Aynı şey onun bu “tezini” yıllarca papağan gibi tekrarlayan Türkiye’deki Stalinistler için de geçerli elbette.

Khrushchev Remembers: The Glasnost Tapes başlığını taşıyan üçüncü cilt 1990 yılında yayımlandı ve bu cildin editörleri Jerrold L. Schecter ve Vyaçeslav Luçkov’du.

2000’li yılların başlarında Hruşçov’un oğlu Sergey Hruşçov’un editörlüğünde daha akademik ve sistematik bir üç ciltlik seri yayımlandı:

  • Memoirs of Nikita Khrushchev, Volume 1: Commissar (1918-1945) - 2004
  • Memoirs of Nikita Khrushchev, Volume 2: Reformer (1945-1964) - 2006
  • Memoirs of Nikita Khrushchev, Volume 3: Statesman (1953-1964) - 2007

Bu İngilizce üç cilt, Rusya’da Moskovskiye Novosti yayınevi tarafından 1999 yılında yayımlanan dört ciltlik Rusça orijinal metin (N. S. Khrushchev: Vremia, liudi, vlast’) temel alınarak hazırlandı.

[**] Feliks Çuyev, Molotov Anlatıyor: Stalin’in sağkolu ile yapılan 140 görüşme, çev. Ayşe Hacıhasanoğlu ve Suna Kabasakal, Yordam Kitap, Gözden geçirilmiş ve genişletilmiş 2. basım, İstanbul, 2010, s.116-188

Ayrıca bkz.:

Kremlin’in 1970’lerin ortasındaki “diplomatik” manevrası: Toprak ve boğazlarda üs taleplerinin yeniden yazılan tarihi

Molotov Anlatıyor: 1945’te Türkiye’den toprak ve boğazlarda üs talebi - Birinci ve genişletilmiş ikinci baskının karşılaştırması

Tarihi tersyüz ederken hakikate çarpmak

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder