Stalin haritaya bakarken:
“Burada sınırlarımız hoşuma gitmiyor”
| Harita başında Sovyet sınırlarını inceleyen Stalin: 1949 tarihli bir Sovyet propaganda afişi. |
Kitabın ilk alt başlığı “Alman-Sovyet Paktı”. Çuyev, bu alt başlığın ilk sayfasında metne köşeli parantez içinde şu dikkat çekici bilgiyi ekliyor:
[…Akaki Mgeladze’nin (Stalin’in hayatının son dönemlerinde Gürcistan Komünist Partisi Merkez Komitesi Birinci Sekreteri) [**] anlattıklarına ve Molotov’un yaptığı bazı eklemelere göre savaştan sonra, Stalin’in kır evine okul kitapları gibi küçük boyutta, SSCB’yi yeni sınırlarıyla gösteren bir harita gelmiş ve Stalin bunu duvarına asarak şöyle demiş: "Bakalım durum ne gösteriyor. Kuzeyde her şey iyi gidiyor, doğru. Leningrad’ın sınırlarını genişlettik; çünkü Finlandiya bize karşı son derece suçluydu. Baltıklar -zaten her zaman Rus toprağıydı- yine bizde. Belarus birleşti, Ukraynalılar ve Moldavyalılar gibi. Demek ki Batı’da her şey normal." Ardından doğu sınırlarına geçer: "Burada ne durumdayız? Kuril Adaları artık bizim, Sahalin de. Bakın ne kadar güzel! Aynı şekilde Port-Arthur ve Dalny de bizim." Stalin’in pipo tuttuğu eli Çin’in üzerinde dolaşır: "Doğu Çin demiryolu hattı bizim ve Çin’de, Moğolistan’da her şey yolunda… Ama işte burada sınırlarımız hoşuma gitmiyor," der Güney Kafkasya’yı göstererek.] (Feliks Çuyev, Molotov Anlatıyor: Stalin’in sağkolu ile yapılan 140 görüşme, çev. Ayşe Hacıhasanoğlu ve Suna Kabasakal, Yordam Kitap, Gözden geçirilmiş ve genişletilmiş 2. basım, İstanbul, 2010, s. 27.)
Çuyev, bu anekdotu Akaki Mgeladze’den dinlediğini, Molotov’un ise anlatıyı doğrulamakla kalmayıp üzerine bazı ayrıntılar da eklediğini belirtiyor.
Araya giren bu anekdotun ardından Molotov şu yorumu yapıyor:
- Bu işte kuşkusuz biraz ileri gitmiştik, ama Güney’de tasarladığımız bir şeyler vardı. Yalnız ölçüyü kaçırmamak gerekir, yoksa insanın boğazında kalabilir.” (a.g.e., s. 27-28)
| Akaki Mgeladze |
Stalin “burada sınırlarımız hoşuma gitmiyor” derken Türkiye’nin kuzeydoğu vilayetlerini ve İran Azerbaycanı’nı işaret etmekte, bu bölgelerdeki sınırların “güvence altına alınması”, yani bir miktar toprağın Sovyetler Birliği’ne katılması gerektiğini düşünmektedir.
Bu anekdot Stalin’in savaş sonrasında izlediği jeopolitik yaklaşımı anlamak bakımından son derece değerlidir. Sovyetler Birliği’nde bürokratik karşı devrimin önderliğini yapmış olan Stalin, dış politikada Rus çarlarının çoğundan daha geniş ölçekte hareket ediyordu. Sovyetler Birliği’nin sınırlarını genişletmek için çarların kendi dönemlerinde göze alabileceklerinden çok daha büyük riskler almaya hazırdı. Rus çarlarının peşinden koştuğu, fakat Stalin’in kendi dar kafalı tarih anlayışına göre ya güçsüzlükleri ya da yetersizlikleri nedeniyle tamamlayamadıkları jeopolitik hedefleri kendi önderliği altında gerçekleştirmeye kararlıydı.
Bu hedeflerin başında ise Çarlık Rusyası dış politikasının kadim rüyalarından biri olan “Boğazlar”, yani Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayan İstanbul ve Çanakkale Boğazları geliyordu. Stalin bu geçitleri yalnızca stratejik bir mesele olarak değil, aynı zamanda Avrupa ile doğrudan bağlantı sağlayan bir jeopolitik kapı olarak da görüyordu.
Stalin’in 1940 yılında Hitler’in yaptığı Türkiye’yi birlikte paylaşma önerisini reddetmesi, fakat savaşın ardından 1945’te Türkiye’den boğazlarda üs talep etmesi de bu uzun vadeli stratejik hedefle bağlantılıydı.
[*] Bkz.:
Hruşçov’un anıları ne söylüyor? Sovyetlerin Türkiye’den toprak talebi meselesi
Tarihi tersyüz ederken hakikate çarpmak
[**] Akaki Mgeladze (1912-1980): Gürcü Stalinist siyasetçi. Stalin’in son yıllarında Gürcistan Komünist Partisi Merkez Komitesi Birinci Sekreteri olarak görev yaptı ve Stalin’in Gürcistan’daki en yakın parti yöneticilerinden biri olarak biliniyordu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder