20 Ağustos 2026

Çeviri:

Trotskiy suikastının 86. yılında: “Nasıl Oldu” (Natalya Sedova’nın yazısı)

Lev Trotskiy ve Natalya Sedova, Norveç’te ev hapsinde tutuldukları Villa Oskarsborg’da, 1936.
Lenin’le birlikte Ekim Devrimi’nin iki büyük önderinden biri olan Lev Davidoviç Trotskiy, 86 yıl önce bugün, 20 Ağustos 1940’ta Meksika’daki evinde Stalinist bürokrasinin ajanı Ramón Mercader tarafından ölümcül biçimde yaralandı. Ertesi gün, 21 Ağustos’ta hastanede hayatını kaybetti.

Trotskiy’in eşi Natalya Sedova, bundan yaklaşık üç ay sonra, Kasım 1940’ta, hayat arkadaşının ve yoldaşının son gününü ve ölümünü anlatan Nasıl Oldu (How It Happened) başlıklı son derece etkileyici bir yazı kaleme aldı. Mayıs 1941’de Fourth International’da (Dördüncü Enternasyonal) yayımlanan bu yazının Türkçe çevirisini geçen yıl blogda dört bölüm hâlinde yayımlamıştım.

Nasıl Oldu, yalnızca tarihsel bir belge değil, Trotskiy’in öldürülmesine en yakından tanıklık eden insanlardan birinin birinci elden anlatısıdır.

Sedova, Trotskiy’in 20 Ağustos sabahından başlayarak saldırının hemen öncesini, çalışma odasından yükselen korkunç çığlığı, yüzü kanlar içindeki Trotskiy’i gördüğü anı, hastaneye yetişme telaşını ve hayat arkadaşının son saatlerini anlatır. Trotskiy’in ölümcül yarasına rağmen saldırganın öldürülmesini engellemeye çalışması ve onun konuşturulmasını istemesi de bu anlatının çarpıcı ayrıntılarından biridir.

Trotskiy’in Meksika’nın Coyoacán semtindeki evi.
Sedova’nın hafızasında Trotskiy’in ölüm anındaki yüzü bütün canlılığıyla kalmıştır. Yazısını ise Trotskiy’in insanlığın özgür geleceğine duyduğu inancın son yıllarında zayıflamak bir yana daha da güçlendiğini vurgulayarak ve katillerin er ya da geç hesap vereceğini söyleyerek bitirir.

Bugün Sedova’nın Kasım 1940’ta bilemeyeceği çok önemli bir şeyi de biliyoruz:

Mercader yalnız değildi.

Trotskiy’in öldürülmesi, tek başına hareket eden bir Stalinistin işlediği bireysel bir cinayet değildi. Stalinist gizli polis aygıtının yıllar boyunca hazırladığı, birçok ülkeye yayılan ve Trotskist hareketin içine ajanların yerleştirilmesine kadar uzanan geniş bir operasyonun son halkasıydı.

Bu gerçeklerin ortaya çıkması uzun yıllar aldı; muhtemelen tamamı da hâlâ ortaya çıkmış değil.

Mercader’in kendisi de Trotskiy’in evine bir anda ulaşmamıştı. “Jacques Mornard” ve “Frank Jacson” sahte kimliklerini kullanmış, Trotskist çevreyle bağlantı kurmuş ve zaman içinde Trotskiy’in güvenlik çemberinin içine girmeyi başarmıştı. Onun gerçek kimliği ile Stalinist gizli polisle bağlantısının bütün boyutları da ancak cinayetten yıllar sonra açığa çıkacaktı.

20 Ağustos 1940’ta ölümcül biçimde yaralanan Trotskiy hastanede. Ertesi gün hayatını kaybetti.
Trotskiy’i öldürenler onun yalnızca hayatına değil, temsil ettiği siyasi ve tarihsel sürekliliğe de -yani Ekim Devrimi’nin enternasyonalist programına, dünya sosyalist devrimi perspektifine ve Stalinist bürokrasiye karşı devrimci Marksist muhalefete- son vermek istiyorlardı.

Çok ağır bir darbe vurdukları inkâr edilemez. Ama amaçlarına da ulaşamadılar!

Trotskiy suikastının 86. yıldönümünde, Natalya Sedova’nın bu kısa ama son derece güçlü tanıklığını okumamış olanlara okumalarını, daha önce okumuş olanlara ise yeniden okumalarını öneriyorum:

Bölüm 1 | Bölüm 2 |  Bölüm 3 |  Bölüm 4

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder